About Me

Name: LOKMAN TAHA
Email: lokmantaha@hotmail.com Biography
Loading...

Create Your Own Blog Find Other Townhall Blogs

Comments

Archives

Blog Roll

 

Sunus

Ibrahim Hakkari - Sanliurfa/TURKEY - lokmantaha@hotmail.com

   Insan Tabiati nedir? Ne ise yarar, herkes kendi tabiatina göre mi hareket eder? Tabiatimiz hayatimizi nasil etkiler? Organ ve bitki tabiatlari nelerdir? Evlilikte kisinin tabiati önemli midir? Herkes kendi tabiatini bilmek zorunda midir? Sorulari pes pese gelmektedir. Sorular yanit bulduktan sonra daha farkli sorular gelir mi? Bir baska deyisle insan tabiatinin bilinmesi insanliga ne kazandiracak veya ne kaybettirecektir? Insan ve organ tabiatlari; kisilerin dogdugu yani yaratilis itibariyla yapisal (bünyesel anlamda) özelliklerini olusturan ve degismeyen tabiatlardir. Özellikle saglik alaninda bu konuya dünya tip âlemine uzun yillar hocalik yapmis olan Ibn-i Sina eserlerinde    Bireylerin kendi bedensel organ tabiatlari bilinmeden tam anlamiyla teshis ve tedavinin mümkün olamayacagini net bir dille insanliga duyurmustur.

   Hipokrat ve Ibn-i Sina’dan sonra da nice tip bilginleri gelmis, Tabiatlar konusunu irdelemis ve gelistirmislerdir. Birakilan böylesine büyük bir mirastan günümüz tip dünyasi yeterince faydalaniyor mu? Yaklasik 1000 yil öncesinden ortaya attigi ve somutlastirdigi fikirlerle anilmasi gereken tip ilminin babasi Ibn-i Sina’nin eserleri yerine, isminin sadece birkaç hastaneye verilerek anilmasi ne kadar dogrudur? Dünya tip uzmanlarinin deger verdigi, fikirlerini benimsedigi Ibn-i Sina, neden üniversitelerimizde gereken ilgiyi görmemektedir? Ibn-i Sina, yalnizca “insanin organ tabiatlarini” incelemekle sinirli kalmamis, hastaliklar ve tedavisinde de çok basarili çalismalar yapmistir. Yaptigi çalismalari tedaviye yöneltip ilaç tabiatlarini da inceledigi gibi ilkel kosullarda dünyada ilk kez katarkt ameliyatini da basariyla gerçeklestirmistir ve bu durum tüm dünya tarafindan bilinmektedir.

 

   Biraktigi eserler incelendiginde, organ yapisinin belirlenmesi (soguk veya sicak tabiatli), teshis (hastaligin belirlenmesi) ve tedavi (ilaçlarin soguk ,sicak, kuru veya nemli) siralamasinin yapilmis oldugunu görmekteyiz. Ilkel kosullarda tibbi bu kadar mükemmel kullanabilme becerisi göstermesi kafamiza takilan sorulara cevap getirmektedir.

 

   Ancak, cevap bulan sorular simdi yeni sorular ve kuskulari getirmekte. Aklimiza ilk gelen soru: Üniversitelerimizin Tip Fakültelerinde  “organ ve ilaç tabiatlari” ve buna uygun tedavi yöntemleri, günümüz tibbina kaynak teskil eden geçmiste yasamis ünlü tip bilginlerimizin eserleri neden yeterince incelenmemektedir?

 

   Buna bagli olarak, organ ve ilaçlarin tabiati konusunda dünyanin en gelismis ülkesi sayilan Amerika’da bile Çin tibbi ve bitkisel tedavi konulari incelenirken niçin biz her seyi önce batililarin yapip onlardan hazir olarak almayi bekliyoruz?

 

   Kanitlanmis bulgulara ragmen sahiplenme duygusu gelismiyorsa elbette burada birtakim bosluklar dogacak ve bu boslugu dolduracak birileri çikacaktir. Bugün boslugun doldurulmasi çok degisik boyutlara varmistir. Bunun örneklerini üzülerek görmekteyiz. Günümüzde bu boslugu ne yazik ki bir takim medyumlar, falcilar, cinciler olarak adlandirilan çikar (rant) gruplari doldurmustur. Kendi adima bu tablodan utanç duymaktayim. Çok degerli arastirma ve saptamalariyla bilimsel tibba isik tutan ilk bilginlerimizin tezleri, bence kendini bir sey sanan üç bes falcinin, medyumun, cincinin elinde kalmamaliydi.

 

   Bilginlerimizin özellikle insan sagligini yakindan ilgilendiren konulardaki tezlerine sahip çikilmamasinin nedeni baska nasil açiklanir bilemiyorum. Umarim ben yaniliyorumdur ama gelismeler beni hakli çikarmaktadir.

 

   Burada “insan ve organ tabiati”nin çok önemli oldugu gibi “ilaç tabiatlari”nin da önemli etken oldugu gerçegini görmekteyiz.  980 -1037 yillari arasinda insan sagligi ve huzuru için sayisiz arastirmalar yapan ve biraktigi eserlerle sorularimizi yanitlayan Ibn-i Sina’yi rahmetle, saygiyla ve minnetle aniyorum…

 

Ibrahim Hakkari/Arastirmaci-Yazar   

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Insan Tabiati Nedir?

Insan Tabiatlari Bilgin ve Alimler tarafindan yüzyillardir arastirmalar neticesinde meydana gelmistir. Bu konuyu en çok irdeleyen bilginlerin basinda Empedokles, Aristo, Hipokrat, Kindi, Aristoteles, Ebubekir Razi, Ibn-i Sina, Fahreddin Razi, Kuseyri,  Muhiddin-i Arabî, Farabi, imam Suyuti, Davut Antaki, Mevlana, Yunus Emre, Haci Bektas Veli, Fuzuli, Ibrahim Hakki Erzurumi ve Said Nursi gelmektedir.

 

Ilmi ve felsefi açidan içi doldurulan “Insan Tabiatlari” manevi yönden de güncelligini sicak tutmaktadir. Insan, yasaminda açiklayamadigi olgulara “Ruhani Olaylar” diyerek isin içinden siyrilma yolunu seçmistir. “Ruhani Olaylar” toplumumuzda genel olarak soyut düsünce olarak deger buldugundan tartismaya açik bir konu olarak görülmektedir.

 

   Bu konulardan birisi de Insan Tabiatidir. 

    Insan Tabiati nedir? Ne ise yarar, herkes kendi tabiatina göre mi hareket eder? Tabiatimiz hayatimizi nasil etkiler? Organ ve bitki tabiatlari nelerdir? Evlilikte kisinin tabiati önemli midir? Herkes kendi tabiatini bilmek zorunda midir? Sorulari pes pese gelmektedir. Sorular yanit bulduktan sonra daha farkli sorular gelir mi? Bir baska deyisle insan tabiatinin bilinmesi insanliga ne kazandiracak veya ne kaybettirecektir? Insan ve organ tabiatlari; kisilerin dogdugu yani yaratilis itibariyla yapisal (bünyesel anlamda) özelliklerini olusturan ve degismeyen tabiatlardir. Özellikle saglik alaninda bu konuya dünya tip âlemine uzun yillar hocalik yapmis olan Ibn-i Sina eserlerinde    Bireylerin kendi bedensel organ tabiatlari bilinmeden tam anlamiyla teshis ve tedavinin mümkün olamayacagini net bir dille insanliga duyurmustur.

   Hipokrat ve Ibn-i Sina’dan sonra da nice tip bilginleri gelmis, Tabiatlar konusunu irdelemis ve gelistirmislerdir. Birakilan böylesine büyük bir mirastan günümüz tip dünyasi yeterince faydalaniyor mu? Yaklasik 1000 yil öncesinden ortaya attigi ve somutlastirdigi fikirlerle anilmasi gereken tip ilminin babasi Ibn-i Sina’nin eserleri yerine, isminin sadece birkaç hastaneye verilerek anilmasi ne kadar dogrudur? Dünya tip uzmanlarinin deger verdigi, fikirlerini benimsedigi Ibn-i Sina, neden üniversitelerimizde gereken ilgiyi görmemektedir? Ibn-i Sina, yalnizca “insanin organ tabiatlarini” incelemekle sinirli kalmamis, hastaliklar ve tedavisinde de çok basarili çalismalar yapmistir. Yaptigi çalismalari tedaviye yöneltip ilaç tabiatlarini da inceledigi gibi ilkel kosullarda dünyada ilk kez katarkt ameliyatini da basariyla gerçeklestirmistir ve bu durum tüm dünya tarafindan bilinmektedir.

 

   Biraktigi eserler incelendiginde, organ yapisinin belirlenmesi (soguk veya sicak tabiatli), teshis (hastaligin belirlenmesi) ve tedavi (ilaçlarin soguk ,sicak, kuru veya nemli) siralamasinin yapilmis oldugunu görmekteyiz. Ilkel kosullarda tibbi bu kadar mükemmel kullanabilme becerisi göstermesi kafamiza takilan sorulara cevap getirmektedir.

 

   Ancak, cevap bulan sorular simdi yeni sorular ve kuskulari getirmekte. Aklimiza ilk gelen soru: Üniversitelerimizin Tip Fakültelerinde  “organ ve ilaç tabiatlari” ve buna uygun tedavi yöntemleri, günümüz tibbina kaynak teskil eden geçmiste yasamis ünlü tip bilginlerimizin eserleri neden yeterince incelenmemektedir?

 

   Buna bagli olarak, organ ve ilaçlarin tabiati konusunda dünyanin en gelismis ülkesi sayilan Amerika’da bile Çin tibbi ve bitkisel tedavi konulari incelenirken niçin biz her seyi önce batililarin yapip onlardan hazir olarak almayi bekliyoruz?

 

   Kanitlanmis bulgulara ragmen sahiplenme duygusu gelismiyorsa elbette burada birtakim bosluklar dogacak ve bu boslugu dolduracak birileri çikacaktir. Bugün boslugun doldurulmasi çok degisik boyutlara varmistir. Bunun örneklerini üzülerek görmekteyiz. Günümüzde bu boslugu ne yazik ki bir takim medyumlar, falcilar, cinciler olarak adlandirilan çikar (rant) gruplari doldurmustur. Kendi adima bu tablodan utanç duymaktayim. Çok degerli arastirma ve saptamalariyla bilimsel tibba isik tutan ilk bilginlerimizin tezleri, bence kendini bir sey sanan üç bes falcinin, medyumun, cincinin elinde kalmamaliydi.

 

   Bilginlerimizin özellikle insan sagligini yakindan ilgilendiren konulardaki tezlerine sahip çikilmamasinin nedeni baska nasil açiklanir bilemiyorum. Umarim ben yaniliyorumdur ama gelismeler beni hakli çikarmaktadir.

 

   Burada “insan ve organ tabiati”nin çok önemli oldugu gibi “ilaç tabiatlari”nin da önemli etken oldugu gerçegini görmekteyiz.  980 -1037 yillari arasinda insan sagligi ve huzuru için sayisiz arastirmalar yapan ve biraktigi eserlerle sorularimizi yanitlayan Ibn-i Sina’yi rahmetle, saygiyla ve minnetle aniyorum…

 

Ibrahim Hakkari /Arastirmaci-Yazar

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Insan Tabiati ve Genler...

  

    “Tabiat” konusu bilim adamlari tarafindan çözümlenmesi gereken bir bilim dali olarak benimsenmistir. Dünya bilimi önemli asama kaydederek “Insan Tabiati” ya da baska bir deyimle “Gen” konusunu derinlemesine incelemeye alarak özellikle binlerce yil öncesinden ortaya atilan ve adeta bir sifre haline gelen 4 rakami üzerinde durmaktadir.

    Ibn-i Sina’nin ortaya attigi tezde 4 rakami “Ates, Toprak, Hava ve Su” olarak analiz edilmesi ile genetik bilimindeki 4 rakami “A,C,G,T” arasindaki benzerliklerin olmasi dogrusu düsündürücü  bir  konu.

 

    Günümüz biliminde, her canli sistemin yaratilisinda dört çesit kimyevî molekülden (nükleotidten) kurulmus, 'A,C,G,T' olarak bilinen sembolik bir lisan kullanilir. 4 rakaminin bilimsel arastirmalarda da karsimiza çikmasi bir tesadüf olmasa gerek. Kullanilan bu lisan, canlinin temel modelini ve kalibini belirleyen genetik programin sifrelenmesinde is görür. Genom olarak isimlendirilen bu program kitapçigi, Kur'ân'in tarif ettigi çerçeve içinde "Imam-i Mübin" isimli kitabin bu âlemdeki bir numûnesidir. Çiplak gözle görünen ve görünmeyen; bütün canli varliklarin hayata mazhar olabilmeleri ve hayatlarini devam ettirebilmeleri için hücrelerine yerlestirilmis bu programin kodlanmasinda kullanilan alfabe, genel cümle kurma kaideleri ve programin isleyisinin bir çok bakimdan bütün canlilarda ayni olusu, hepsinin tek bir kudret elinden çiktigini gösterir.

 

    Bu ortak alfabe, bütün canli sistemleri birbirine baglayarak onlarin bir hayat agi ve besin zinciri kurmasini da saglar. Her canlinin hususî bir plânla yaratilisi ve hayat agindaki rolleri, bu program kullanilarak belirlenir.

 

    Canlinin hayati için bir kalip vazifesi yapan ve onun metabolik reaksiyonlari için bir çalisma programi teskil eden genom (veya genlerin toplami), hücrenin disinda izole edildigi takdirde, potansiyel olarak kendine yüklenmis olan hususiyetlerini ortaya koyamaz. Yaratici'nin genlerin mahiyetine yerlestirdigi özellikler, ancak hücrenin içindeki sitoplâzma adini verdigimiz ortamda tam olarak çalisabilmekte ve sadece maddî biyolojik karakterler olarak kendini gerçeklestirebilmektedir.

 

   Biyolojik karakterlerin ruh, kalp ve vicdan gibi mânevî özelliklerle münasebeti ise su an için bizim meçhulümüzdür. Genetik program (genom) canlinin her bir hücresinde bulunur. Ancak sadece cinsiyet hücrelerindeki genom nesilden nesile yavrulara aktarilir.

 

Genom Nedir?

 

    Canli sistemlerin en temeldeki fonksiyonel birimi hücre oldugundan, bir organizmayi biyolojik açidan, hücrelerin fizikokimyevi yapisi, isleyisi ve organizasyonu olarak görürsek, hücredeki bu fizikokimyevî özelliklerin ortaya çikarilmasinda kullanilan genetik talimatlarin hepsine genom denir. Bir baska ifadeyle her canlinin hücrelerinin içine yerlestirilmis genetik programa veya kütüphaneye genom adi verilmektedir.

 

    Insanin tek bir döllenmis yumurtadan gelismesi, insan genomundaki bilgilere (programi tasiyan kütüphane) farkli hücre, doku ve organlarin meydana gelmesiyle mümkün olmaktadir. Her canlidaki program Levh-i Mahfuz'un küçük bir modeli oldugu gibi, bu programin isleyisi, kullanilis biçimi ve deseni çok dinamik oldugundan, âdeta kudret kaleminin yaz boz tahtasi hükmünde isleyen 'Levh-i Mahv ve Isbat' defteri olarak is görmekte ve dolayisiyla sürekli olarak hayatin çesitliligini besleyecek dinamik ve kararli bir degisime maruz kalmaktadir. Bu degisimi mümkün kilan genel degisim modelleri ve kaliplari her canlinin genomunda sifrelenmistir. Her programi o türe has bir kalip içinde kilan özellikler oldugu gibi, ayni programi bütün canlilar dünyasiyla baglantili kilan ortak ve benzer özellikler de söz konusudur.

 

 Sonsuz kudret ve ilim sahibi Allah(cc)'in canlilari yaratirken sadece bir perde olarak koydugu maddî sebepleri (meselâ genetik programi) biraraya getirmekte ve isletmekte kullandigi kaide ve maddî prensipler ortak oldugu gibi, her hücrenin içine paketleyerek yerlestirdigi bu program kitapçiklarindaki bir çok cümle ve kelime de bütün canlilarda ortaktir. Ayrica programlar içinde sonsuz sayida çesitlilik üretmede kullanilan moleküler makaslar, tutkal ve kopyalama sistemleri, tamir sistemi olarak çalisan biyokimyevî moleküller ve onlarin yapiminda kullanilan bilgiler de bütün canlilarda ortaktir.

 

    Evrim teorisine inanan ateist ve materyalistlerin sasirmasina ve bakislarinin yanlisa saplanmasina sebep olan bu ortaklik, Yaratici'nin birligini, ilim ve kudretinin sonsuzlugunu ve diledigini yaratmada hür ve tek tercih edici oldugunu gösterir. Genler, çok farkli gözüken canlilarin programlarinin benzer olan alt parçalarini ve cümlelerini degisik canlilara aktarma ve o canlilara yeni özellikler kazandirmada kullanilmaktadir. Bu evrensel alfabeyi ve cümle yapim kaidelerini de belli ölçüde çözen bilim adamlari, çok farkli canlilar arasinda istedikleri genleri, Allah'in canlilar dünyasinda islettigi kurallara uygun olarak degis tokus yapabilmektedirler.

 

    Fakat kainatta mutlak determinizm yerine, Külli irade'nin tecellisini gösteren istatistikî ve sartli determinizm oldugundan, bu gen nakillerinde ve yeni gen kombinasyonlari üretmede birçok hatali ve kusurlu sakat kombinasyonlar yaninda, basarili neticeler almak da ihtimal hesaplarina göre mümkün olmaktadir. Açarsak, tek bir deneyde sürekli dogru hedefi tutturamazsiniz, çünkü moleküler seviyede ve kuantum seviyesinde belirsizlik prensibi geçerlidir. Ama ihtimal hesaplarini dogru yaparsaniz ve bir anda degisik ihtimallleri deneyerek deneyi kurarsaniz, bakterilerde basarili sekilde gen nakli yapabilir, yeni rekombinant genler ve onlari kullanarak çogalip gelisen yeni ve farkli özellik kazanmis bakteriler elde edebilirsiniz.

 

   Ancak bunu yapmak demek, bakteriden farkli bir canli türüne geçmek veya yoktan yeni bir canli yaratmak demek degildir. Neticede bakteri yine bakteridir, fakat yaratilistan sahip oldugu genetik sifresinin potansiyeli çerçevesinde bazi yeni özellikler kazanmistir. Nitekim bugün genom dizileri ve gen haritalari çok iyi bilinen bazi model organizmalari; belli proteinleri, ilâçlari, kimyevî maddeleri sentez ettirmek icin fabrika olarak kullanabiliyoruz. Gelecegin büyük bir ekonomik gücünü ve endüstrilerin temelini, Allah'in canlilari yaratirken sebebler plâninda kullandigi mekânizmalari kesfeden ve bunlari lâboratuar sartlarinda kismen tekrarlayabilen bilim adamlarinin, son otuz yildir ürettikleri bu bilgiler olusturacaktir. Çok önemli bir husus ise bu bilgilerin çevreye zararsiz yesil teknolojiler için de çok gerekli oldugudur.

   

   Canlinin genomunu teskil eden DNA moleküllerini kitaba benzetirsek, bu kitaptaki harfleri A,T,G,C sembolleri ile gösterebiliriz. Her canlinin genomu, çesitli sayilardaki bu harflerin belli bir program içinde yazilmis toplamidir. Meselâ insanda ve farede genomu teskil eden harflerin sayisi yaklasik üç milyar iken, bir bakteri türünde bu sayi yaklasik dört-bes milyondur.

 

Gen sayilari da insanda ve hayvanlarda enteresan degisiklikler göstermektedir. Insanda ve faredeki genomu olusturan harf sayisi ayni oldugu gibi, tahmini gen sayisi da yakindir. Yuvarlak solucanlarin gen sayisi 19 bin'dir. Mayada 6 bin, tüberküloz mikrobunda ise 4 bin gen vardir. Insan genomunun yüzde 97'sinin fonksiyonu bilinmiyor. Hattâ tam olarak kaç tane gen bulundugu ve bunlarin fonksiyonlari zaman içinde çözülebilecek.

  

 Son yillara kadar insanda 100.000 gen oldugu düsünülürken, son yapilan çalismaya göre ancak 30.000-35.000 gen oldugu tahmin edilmektedir. Insan ve diger canlilar arasindaki esas farklilik ise, alfabeyi yapan harflerin sayisindan daha çok, bu alfabeyi sebep yaparak yazilan mânâli cümleler ve bunlarin birbiriyle karsilikli münasebetidir. Misâl verirsek; bir insaat ustasi, mimar ve insaat mühendisi birlikte, ayni malzemeleri kullanarak, çok farkli mimarî özelliklere sahip binalar insa edebilirler.

 

    Temsilde hata olmaz noktasindan, kâinatin sahibi olan Allah (cc), sebepler perdesi olarak ayni alfabeyi ve belli sirada ve sayidaki prensipleri kullanarak, sonsuz sayida canli çesidini ( Insan Tabiatlari) yaratarak, kudretinin ve ilminin büyüklügünü akil sahibi olanlara göstermektedir.

 

     Bugün model organizmalar olarak adlandirdigimiz E.coli (bakteri), Saccharomyces cerevisae (ekmek mayasi) Drosophila melanogaster (meyve sinegi), Caenorhabdilis elegans (yuvarlak kurt), Mus musculus (fare), Arabidopsis sp. (bir bitki) gibi canlilarin genom haritalari çikarilmis durumdadir. Bunun mânâsi, bu canlilarin programlari üzerinde küçük degisiklikler yapabilecegimiz ve onlari birer mini fabrika olarak kullanabilecegimizdir. Bu canlilarin programini teskil eden bir çok cümle ve paragraf ayni oldugu için birbirleri arasinda degis-tokus yapmak mümkün hâle gelmistir.

 

   Ancak büyük degisiklikler ve programin bütünlügü ile uyumsuz olan gen alis-veris yapma çalismalari hem basarisiz olur, hem de ortaya bozuk, kusurlu ve yasamasi çok zor olan hilkat garibeleri çikarmaktan baska bir ise yaramaz. Böcek veya solucanlarda yapilan çalismalarla ortaya çikan bir hilkat garibesini gözardi edebilirsiniz, fakat bir insan embriyonundaki kusurlu degisikliklerin mesuliyetinden kurtulamazsiniz.

 

 Canli sistemlerin hayatiyetini ve mükemmelligini dogrudan ilgilendiren genomdaki harflerle yazilmis program, hassas isleyisi sebebiyle üzerindeki küçük oynamalari bile kaldiramamaktadir.

  

     Netice itibariyla, dev hacimli, kompleks ve dinamik bir yapiya sahip genom sistemi, Allah'in (cc), sonsuz ilim ve kudretinin bir göstergesi olarak önümüzde duruyor. Milyarlarca harfin kullanilarak yazildigi bu müthis kitaptaki programi görüp de onu Yazan'i görmemek hiç mümkün olabilir mi?

 

  Teshis ve Tedavinin dün’ü bugünü

 

    Bu gerçeklerden esinlenerek (Hastaligin teshis ve tedavisinin organ tabiati ile baglantili oldugu kanitlanmasina ragmen) teknolojik açidan gelisen bilimsel tip yanlis uygulama içerisinde mi? Sorusu akillara gelmektedir. Bugünkü tip alanindaki gelisen teknoloji bu bilginlerin elinde olsaydi hiçbir hastalik sonuçsuz kalmazdi.

 

   Organ tabiatlari bilinmeden yapilan teshis ve tedavi, Ibn-i Sina, Hipokrat gibi bilginlerin görüslerine ters düsmektedir. Kimi zaman kesin ölür diye rapor verilen insan, ya dogal yöntemlerle ya da farkinda olmadan tabiatina uygun gelen ilaçlarla sifa bulmaktadir. Nedeni ise organ tabiatina uygun ilacin bilinmesi ve dogru metot uygulanmasidir.

 

     Ben sahsen teknolojik olarak gelisen bilimsel tibba karsi degilim, sadece bilginlerin gösterdigi yöntemlerin uygulanmadigini söylüyorum. (yaklasik 1000 yil önce ilkel kosullarda Ibn-i Sina’nin gerçeklestirdigi göz ameliyati basariyla sonuçlanmistir.)


    Arastirmalar genel anlamda yüzyillar öncesi uygulanan yöntemlerin günümüzde de basarili olacagi yönünde. Böyle bir anlayis sizce ilkel degil mi diye sorabilirsiniz?

 

   “Bilgi ve bilginler asla eskimez.” Bugün dünyanin yuvarlak oldugunu red edebilir miyiz? Hayir, çünkü hala güncelligini ve dogrulugunu kanitlamaktadir.

 

    Günümüz dünyasinda hala “organin tabiatina göre ilaç verilmesi” ilkesi isiginda tedavi görüp sifa bulan insanlar var. Özellikle Uzak Dogu halki ve     Tibetliler bize göre ilkel sayilan yöntemlerle teshis ve tedavi seklini devam ettirmektedir. Bu gerçekten yola çikarak elbette kafalarda soru isaretleri birakmaktadir. Geçmisten günümüze isik tutan bilginlerimizin insana ve insanliga verdigi deger tartisilmaz gerçektir. Içinde yasadigimiz su gün ne yazik ki bu degerler insanlik adina degil de rant ugruna yapilmakta seklinde bir kusku uyandirmaktadir. Belki de çok hassas bir konuya deginiyorum.

 

     Bilgelerin belirledigi yöntemlerin neredeyse rafa kaldirildigini ve bunu rant saglamak için mi yapildigini merak ediyorum. Insanin aklina böyle seylerin gelmesi dogal. Yüzyillar öncesinden ortaya atilan tezler hala güncelligini koruyor ve basari saglaniyorsa ve de bu yöntemler uygulanmiyorsa elbette farkli düsünceler dogacaktir.

 

   Bilginlerin ortaya attigi tezlerin uygulanmamasindan dolayi bosluklar oldugu izlenimi sezmemiz de dogal karsilanacaktir.

 

   Ilim ve Bilim adina olumsuz düsünmek istememekle birlikte filozoflarin, alimlerin, bilginlerin titizlikle sürdürdükleri arastirmalar üniversitelerimizde neden bir kürsü haline gelmemistir? Dogrusu merak konusu…

 

Teshis, tedavi ve tani’ya bilimsel bakis

 

   Insan, organ ve ilaç tabiati konusu yüzyillar boyu yapilan arastirmalar isiginda tartismasiz bir bilim dalidir. Son yillarda gereksiz ve yanlis ilaç kullanimini engellemek için gelistirilen “Farmakogenetik analiz arastirmasi” bizim daha önce bahsettigimiz organ ve ilaç tabiatinin soguk veya sicak tabiatlari ile ayni seyi ifade etmektedir. Hastanin organ tabiatina göre ilaç verilmesinin gerektigini günümüz tibbi yüzlerce yil sonra bu görüsü kabul etmektedir. Insanin farmakogenetigi’nin (tabiatinin) bilinmesi, tip adina büyük bir kazanimdir.

 

    Insan tabiati konusuyla bagdasan ve bu konuda çok önemli arastirmalari bulunan Dr. Nesrin Erçelen’in bulgularina göre, her yil 2 milyondan fazla kisinin yanlis ilaç kullanimina bagli, ilaçlarin ters reaksiyonlari sonucu çesitli zararlar gördügünü, farmakogenetik analiziyle ilaçlarin vücuda ne kadar yararli oldugunun tespit edilebildigini ve baskasinin hastaligini tedavi eden bir ilacin çogu zaman ayni sikayet üzerine ilaci kullanan diger kisiye bir faydasinin olmayabilecegini kanitlamistir.

 

   Hastaliklarin genetik testlerle belirlenebilecegini, Ilaçlarin %70’inin genel olarak kisilere (tabiatlarina) göre yapildigini, ayni oranla “DNA'ya bakarak hastaligin hangi dilimde yer aldigini belirleyebiliyor, ilacin yan etkilerinin olup olmadigi, verebilecegi zararlarin önlenebilecegi bu yöntemle belirlenmektedir.

    Günümüzde, genetik alanindaki bilgi-birikimin kisi ve toplum sagligi yararina kullanilabilir hale geldigi bilinmektedir. Kisiye ait genetik yapinin (tabiatinin) ortaya konmasi, hastaliklarin teshisi, prognozu ( Hastaligin seyri) veya tedavi süreci gibi birçok alanda sayisiz olumlu etkiye neden olmaktadir.

 

    Insan Genetigi alanindaki ilerlemeler, tip biliminde çesitli genetik disiplinlerin ortaya çikmasini saglamistir. Bu disiplinlerden biri olan farmakogenetik, gün geçtikçe önemi artan ve tip dünyasina katkilari degerli hale gelen bir alandir.
Farmakogenetik, bireye özgü (tabiatina) genetik-metabolik profilin ilaç kullanimi üzerindeki etkisini, degisik ilaçlara karsi cevabini ve bunlara bagli olarak gelisebilecek toksisitenin nedenlerini inceleyen bir alandir.

 

ABD ve Avrupa’da, her sene etkin olamayan tedaviler için 100 milyar dolar harcandigi, 2 milyon kisinin görülen yan etkiler nedeni ile hastaneye kaldirildigi, 1000’den fazla vakada önlenebilir ölümlerin ve 3 milyon vakada tibbi hatalarin görüldügü bilinmektedir. Medikal tedavi hastalik semptomlarini dikkate alarak belirlenmektedir. Ilaç seçimi yapilirken hastanin genetik ve moleküler altyapisi ve verilen ilaçlarla ne sekilde etkilesecegi konusu çok önem kazanmaktadir.

 

    Farmakogenetik çalismalar dogru ilacin seçimine (tabiatina) büyük ölçüde yardimci olacaktir. Bireyin ilaçlari metabolize etmesi bazi enzimlerin aktivitesine ve çevre sartlarina bagli olarak belirlenir (fenotip). Bu enzimleri kodlayan genlerde meydana gelen mutasyon/polimorfizmler bu aktivitenin azalmasina veya artmasina neden olabilir ve dolayisiyla birey ilaçlari yavas veya hizli metabolize eder duruma gelebilir. 

Ibrahim Hakkari 

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Kuranda Insan Tabiati ve Kisilikler...

    Insanligin hizmetine sunulan dünyanin olusumu hakkindaki düsünce, insanlari arastirma içerisine itmistir. Dünya üzerindeki dengelerin cevaplanmasi gerektigi fikri akillara sorular dizisini getirmis. Sorularin çözülüp aydinlatilmasi çalismalarinin ilham kaynagi olarak da Kuran gösterilmistir.    

Insan Tabiatlari konusu Kuran da yer alan Isra suresindeki De ki; “Herkes kendi yaratilisina (tabiatina) göre hareket eder.” ayetinden esinlenerek yola çikilmistir.

 

Bilginler; insan yaratilis özellikleri (Insan Tabiatlari) konusu, yeralti ve yeryüzü olaylarinin tahlili, gök biliminin gelisimi ve asirlar boyu gizemliligini koruyan birçok konunun çözümünde Kur’anin kendilerine temel ilham kaynagi oldugunu söylemislerdir. Insanligi birçok karmasik düsüncelerden arindirarak duru bilgilerle donatan bilginlerin bilimsel açiklamalarinda düsülen dipnotlarda kaynagin Kur’anin hangi sayfa ve ayetlerden alindiginin gösterilmesi bilim dünyasinin gerçegidir. Arastirmacilar, yazarlar ve bilginler yazdiklari eserlerin kaynaklarini göstererek, kendi yorumlariyla (meal) zenginlestirerek günümüz ilmine isik tutmustur.

 

   De ki: “Herkes kendi yaratilisina (fitrat tarzina) göre davranir.”  (Ali Bulaç Meali)

 

   De ki: “Herkes yaradilisina göre davranir.” (Diyanet Isleri Meali)

 

   De ki: “Herkes kendi mizaç ve mesrebine göre is yapar.” (Diyanet Vakfi Meali)

 

   De ki: “Herkes bulundugu hal ve niyetine göre is yapar.” (E. Hamdi Yazir Meali)

 

   De ki: “Herkes kendi kabiliyetine göre amelde bulunur.” (Ö. Nasuhi Bilmen Meali)

 

   De ki: “Herkes kendi yapisina göre davranmaktadir.”  (Muhammed Esed Meali)

 

   De ki: “Her insan kendi seciye ve karakterine göre davranir.”(Suat Yildirim Meali)

 

   De ki: “Herkes kendi karakterine göre hareket eder.”  (Süleyman Ates Meali)

 

   De ki: “Herkes aldigi sekle göre hareket eder.” (Saban Piris Meali)

 

   De ki: “Herkes seciyesine göre davranir.” (Ümit Simsek Meali)

 

   De ki: “Herkes, kendi varlik yapisina uygun is görür.”  (Yasar Nuri Öztürk Meali)

 

 

Kur’anda Insan Kisilikleri

 

   Insana nimet verdigimiz zaman, yüz çevirip yan çizer. Ona bir zarar dokununca da umutsuzluga düser. De ki: “Herkes, kendi karakterine (tabiatina) göre hareket eder.  Rabbiniz kimin en dogru yolda oldugunu daha iyi bilir.”  (Isra Suresi  83-84. ayetler)

 

   Ne yerde, ne de kendi canlarinizda meydana gelen hiçbir musibet (afet, hastalik) yoktur ki;  biz onu yaratmadan önce, bu kitapta (yazilmis) olmasin. Dogrusu bu, Allah’a kolaydir. (Basiniza gelecek olaylari,  önceden kitaba yazdik ki) elinizden çikana üzülmeyesiniz ve (Allah’in) size verdigiyle sevinip simarmayasiniz. Çünkü Allah, kendini begenip övünen kimseleri sevmez. Iste biz, ayetleri böyle açikliyoruz, herhalde döner yola gelirler.  (Hadid Suresi 22 - 23. ayetler)

    

   “Bu Allah’in öteden beri süregelen yasasidir:  Allah’in yasasinda bir degisme bulamazsin.”  (Fetih Suresi 23. ayet) 

 

- “Sizi yarattik, sonra size biçim verdik”  (Araf Suresi 11. ayet)   

                               

- (Resulüm!) “Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah(c.c) insanlari hangi fitrat (tabiat) üzere yaratmissa ona çevir.” (Rum Suresi 30. ayet)

 

- “Süphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem Suresi 4. ayet)

 

- “Allah’in yasasinda bir degisme bulamazsin; Allah’in yasasinda bir sapma bulamazsin.” (Fatir Suresi 43. ayet)  

 

- (Onlar) Sadece ahlaksiz ve çok inkârcidan baskasini dogurup yetistirmezler.” (Nuh Suresi 27. ayet)

                                       

- “Süphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem Suresi 4. ayet)

Ahdinde Durmayanlar:

- “Allah(c.c)’a karsi taahhütlerini ve yeminlerini ufak bir kazanç karsiliginda degistirenler var ya; onlar, öteki dünyanin nimetlerinden asla nasiplenmeyeceklerdir…” , (Al-i Imran suresi 77. ayet) 

Allah’tan Korkanlar:

 - “Onlar mabedin duvarina tirmanip Davud (a.s.)’in yanina birden girince o, onlardan ürktü…” (Sad Suresi 22. ayet)

- “Onlar namazlarinda husu içerisindedirler.” (Mü’minun Suresi 2. ayet)  

- “Baskalarina verdikleri seyi Rablerinin huzuruna çikacaklarindan kalpleri ürpererek verenler…” (Mü’minun Suresi 60. ayet)

- “Mü’minler, ancak Allah(c.c) anildiginda kalpleri titreyenlerdir. Allah(c.c)’in ayetleri okundugunda imanlari artar.”  (Enfal Suresi 2. ayet)     

- “Hesap gününden korkarlar.” (Rad Suresi 21. ayet)

 Allah’a Itaat  Edenler:

- “O, Allah(c.c)’a itaat eden, boyun egen husu sahibi bir kisi idi.” (Nahl Suresi 120. ayet)

- “Bunlar günahlardan tevbe edenler, Allah(c.c)’a ibadet edenler, O’na hamd edenler,…” (Tevbe Suresi 112. ayet)

- “Onlar gecelerini Rableri için kiyama durarak ve secde ederek geçirirler.” (Furkan Suresi 64. ayet)

- “Onlar, seher vakitlerinde istigfar ederler.” (Al-i Imran Suresi 17. ayet) 

- “Onlar, ne ticaret ne de alisverisin kendilerini Allah (c.c)’i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekat vermekten alikoymadigi insanlardir.” (Nur Suresi 37. ayet)

- “Bizim ayetlerimize ancak kendilerine ayetle ögüt verildiginde secdeye kapanan ve Rablerini hamd ile tesbih edenler iman eder. Hem onlar büyüklük de taslamazlar.” (Secde Suresi 15. ayet)

- “Kalpler ancak Allah (c.c)’in zikriyle tatmin olur, huzur bulur.” (Rad Suresi 28. ayet) 

- “Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah(c.c)’i anarlar, göklerin ve yerin yaratilisini düsünürler.” (Al-i Imran Suresi 191. ayet) 

- “Inanip hayirli isler yapanlara gelince iste onlari içinde ebedi kalmak üzere altlarindan irmaklar akan cennetteki kösklere yerlestirecegiz; sikintilara katlanan yalniz Allah(c.c)’a dayanip güvenerek islerini gerektigi gibi yapanlara ne güzel karsilik!” (Ankebut Suresi 58-59. ayet)

- “Onlarin simalari yüzlerindeki secde izinden bellidir.” (Fetih Suresi 29. ayet) 

Allah’in Rizasini Kazanmak Için Nefsini Feda Edenler:

- “Insanlar içinde Allah (c.c)’in rizasini kazanmak için nefsini satan (feda eden) kimseler vardir” (Bakara Suresi 207. ayet)

Alaycilar:

- “Ey iman edenler! Bir topluluk diger bir toplulugu alaya almasin; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayirlidir…” (Hucurat Suresi 11. ayet)

- “Birbirinizi namaza çagirdiginiz zaman, (onlar) onu bir eglence ve bir oyun edinirler…” (Maide Suresi 58. ayet)

Bos Seylerden Yüz çevirenler:

- “(onlar), anlamsiz (bos), yararsiz seylerden uzak dururlar.” (Mü’minun Suresi 3. ayet) 

Böbürlenenler:

- “…Allah(c.c), kendini begenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez…” (Nisa Suresi 36. ayet)

Cahiller:

- “Ki onlar cehalet içerisinde kalmis (bilgisizlige saplanip kalan) gafillerdir.”  (Zariyat Suresi 11. ayet) 

Cimriler:

- “Bunlar, cimrilik eden ve insanlara da cimriligi tavsiye eden, Allah(c.c)’in kendilerine lütfünden verdigini gizleyen kimselerdir…”  (Nisa Suresi 37. ayet)

- “…Fakirlik, musibet gibi kötü bir seyle karsilasinca Kuran’da insan kisilikleri hayirdan ümidini keser, Allah’in rahmetinden ümitsiz olur.” (Nisa Suresi 49. ayet)

 Din Konusunda Kararsizlar:

- “Insanlardan kimi de Allah(c.c)’a, bir kenardan-yönden, ucundan-ibadet eder. Eger kendisine bir hayir gelirse onunla huzur duyar ve eger basina bir kötülük gelirse yüzüstü döner…” (Hac Suresi 11. ayet)

- “Inandiktan sonra Allah(c.c)’a nankörlük eden,-kalbi imanla yatismis oldugu halde zorlanan degil, fakat nankörlüge gögüs açan-kimselere Allah (c.c)’tan bir gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardir…” (Nahl Suresi 106-107. ayet) 

Fasiklar:

- “Allah(c.c)’i unutan, bu yüzden Allah(c.c)’in da kendilerine kendilerini unutturdugu kimseler gibi olmayin. Iste onlar gerçekten yoldan çikmislardir-fasiktirlar.” (Hasr Suresi 19. ayet)

- “…Kim, Allah(c.c)’in indirdigi ile hükmetmezse, iste onlar fasiklarin ta kendileridir.” (Maide Suresi 47. ayet)

Günahkarlar:

- “Onlardan bir çogunun günah, düsmanlik ve haram yemede yaristiklarini görürsün. Yaptiklari ne kötüdür.” (Maide Suresi 62. ayet)

- “…Zalimler ise kendilerine verilen refahin pesine düstüler ve suçlu oldular.” (Hud Suresi 116. ayet)

Gururlular:

- “Yaptiklari ile sevinen ve yapmadiklari seylerle övülmelerini arzu eden kimselerin, azaptan kurtulacaklari bir yerde bulunacaklarini sakin sanma!” (Al-i Imran Suresi 188. ayet)

Haddi Asanlar:      

- “Onlar, bir mü’mine karsi ne ahid ne de yükümlülük gözetirler. Onlar saldirganlarin ta kendileridir.” (Tevbe Suresi 10. ayet)

- “ …Kim Allah(c.c)’in sinirlarini asarsa iste onlar zalimlerdir.” (Bakara Suresi 229. ayet)

Hainler:

- “Kitap ehlinden öyle kimseler vardir ki, ona yüklerle emanet biraksan onu sana geri verir. Onlardan öylesi de vardir ki, bir dinar da emanet biraksan israrla üzerinde durmadikça, onu sana geri vermez…” (Al-i Imran Suresi 75-76. ayet)

- “…Zaten bizim ayetlerimizi ancak nankör hainler bilerek inkar eder.”, (Lokman Suresi 31-32. ayet)

Halîm ve Merhametliler:

- “Mü’minler kafirlere karsi siddetli (acimasiz), kendi aralarinda ise merhametlidirler…” (Fetih Suresi 29. ayet)

- “Ey Suayb, dediler,…Çünkü sen halim (yumusak huylu), akilli birisin.” (Hud Suresi 87. ayet)

Hayir ve Iyilikte Yarisanlar:

- “Bir digeri ise önde olanlar; o önde olanlar” (Vakia Suresi 10. ayet)

- “Iste onlar iyiliklere kosarlar ve iyilik için yarisirlar.” (Mü’minun Suresi 61. ayet)

- “…(onlardan) kimi de Allah(c.c)’in izniyle hayir islerinde yarisir;…” (Fatir Suresi 32. ayet) 

- “Bunlar, tövbe edenler, …iyiligi emredip kötülükten alikoyanlar…” (Tevbe Suresi 12. ayet)

- “Ehl-i Kitab’in hepsi bir degildir…Bunlar,…iyiligi yayar, kötülükleri önler ve hayirli islere yarisircasina kosarlar…”, (Al-i Imran Suresi 113-114. ayet) 

Heva’sini Ilah Edinenler:

- “Hevasini ilah edineni gördün mü?..” (Furkan Suresi 43. ayet)

- “Zalim olan kimseler de bilgisizce heva ve arzularina uyarlar…”, (Rum Suresi 29. ayet)

Hilekarlar:

-  “O(münafiklar), Allah(c.c) ve mü’minleri aldatirlar… (Bakara Suresi 9. ayet)

 

- “Kendilerine dokunan bir sikintidan sonra insanlara bir rahmet tattirdigimizda bir de bakarsin ki ayetlerimiz hakkinda onlarin bir tuzagi vardir…” (Yunus Suresi 21. ayet)

Infak Edenler:

- “…(Onlar), (mallarini Allah yolunda) harcayanlar ve seher vakitlerinde istigfar edenlerdir.” (Al-i Imran Suresi 23. ayet)

- “…Dediler ki;…Süphesiz Allah (c.c) sadaka verenleri mükafatlandirir.” (Yusuf Suresi 88. ayet)

- “Sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadinlar ve Allah(c.c)’a güzel bir ödünç verenler, bu onlar için kat kat artirilir. Onlar için çok degerli bir mükafat da vardir.” (Hadid Suresi 18. ayet)

- “Mallarini gece gündüz, gizli ve asikar infak edenlerin mükafatlari Rableri katindadir…” (Bakara Suresi 274. ayet)

- “Mallarini Allah(c.c) yolunda harcayip da arkasindan basa kakmayan, fakirlerin gönlünü kirmayan kimseler var ya, onlarin Allah(c.c) katinda has mükafatlari vardir…” (Bakara Suresi 262. ayet)

- “Onlar ki (mallarini) harcadiklari zaman ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar, bu ikisi arasinda dengeli ortalama bir yol tutarlar.” (Furkan Suresi 67. ayet)

Kendini Müstagni Görenler:

- “Gerçek su ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar.” (Alak Suresi 5-6. ayet)

- “Kim cimrilik eder kendini müstagni sayar, en güzel hakikati de yalanlarsa, biz de onu en zora hazirlariz…”  (Leyl Suresi 8-11. ayet)

Kibirliler:

- “Bu (servet) bende bulunan bir bilgi sayesinde bana verildi dedi.” (Kasas Suresi 78. ayet)

- “Onlar(münafiklar): Gelin, Allah(c.c)’in elçisi sizin için magfiret dilesin dendigi zaman baslarini çevirirler ve onlarin, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini (uzaklastiklarini) görürsün.” (Münafikun Suresi 5. ayet)

Kötülügü Emredip Iyiligi Yasaklayanlar:

- “Erkegi ile kadini ile münafiklar birbirine benzer; kötülügü özendirip iyiligi engellerler…”  (Tevbe Suresi 67. ayet)

Kutsal Kitaplari Tahrif Edenler:

- “Onlardan öyleleri vardir ki, dillerini kitaba dogru egip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanirsiniz diye. Oysa o, kitaptan degildir…” (Al-i Imran Suresi 78. ayet) 

Mali ve Dünyayi Asiri Sevenler:

 - “Gerçekten o, menfaatine pek düskündür (mala karsi olan sevgisi siddetlidir).” (Adiyat Suresi 8. ayet)  

Münafiklar:

- “Onlar(münafiklar), iman edenlere rastladiklari zaman: “inandik” derler. Fakat seytanlariyla yalniz kaldiklari zaman da: “Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz.” derler.  (Bakara Suresi 14. ayet)

- “…Onlar(münafiklar), namaza kalktiklari zaman üsenerek kalkarlar, insanlara gösteris yaparlar, Allah(c.c)’i da pek az akla getirirler.” (Nisa Suresi 142. ayet)

Mü’minler:

- “Mü’min, ibadetlerinde husu sahibidir.” (Mü’minun Suresi 2. ayet)

- “Mü’min, Allah’in adi anildiginda kalbi titrer, Allah(c.c)’in ayetleri okundugunda imani artar.” (Enfal Suresi 2. ayet)

- “Secdeye kapanir, kibre kapilmadan Allah (c.c)’i tesbih eder.”  (Secde Suresi 15-16. ayet)

- “Mü’min, ayni zamanda infak da eder. Insanlara maddi yardimda bulunan, zekat ve sadakasini veren bu kisinin en önemli özelligi malini gizli ve asikar infak etmesidir.”  (Rad Suresi 20-22 ayet)

- “Mü’min, verdigi söze ve emanete sadik kalan kimsedir.” (Mü’minun Suresi 8. ayet)

- “Mü’min, alçakgönüllü, halim, merhametli, muhbit kisidir.” (Hac Suresi 34-35 ayet) 

- “Mü’minin en önemli özelliklerinden birisi de iyiligi emredip kötülügü yasaklamaktir.” (Tevbe Suresi 71. ayet)

Müsrifler: 

- “…Asiri gidenler(müsrif) de ates ehlinin ta kendileridir”, (Mümin Suresi 43. ayet)

Mütevaziler:

- “…Itaatkar ve alçakgönüllü olanlari müjdele.” (Hac Suresi 34-35. ayet)

- “Rahman’in kullari yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimselerin satasmalarina aldirmaksizin selam’ der geçerler.” (Furkan Suresi 63. ayet)

Müttakiler:

- “Müttakiler, dünyada güzel amel yapan kimselerdir. Allah (c.c)’in gönderdigi vahyin hepsine gönülden teslimiyet gösterirler. “Geceleyin az uyuyup geceyi ibadetle ihya ederler.”  (Zariyat Suresi 17-18 ayet)

- “Vahyi getiren ve onu tasdik eden kimseler de müttakidir.” (Zümer Suresi 33. ayet)   

- “Müttakiler, bollukta ve darlikta infak eder, öfkelerini yener, insanlarin kusurlarini affederler.” (Al-i Imran Suresi 134. ayet)

- “Biz seni muhsin insan olarak görüyoruz.” (Yusuf Suresi 36. ayet) 

- “Muhsinler büyük günahlardan, fuhsiyattan kaçinirlar, bazi cezayi gerektirmeyen hata ve kusurlar olsa da Allah (c.c) onlarin kusurlarini bagislar.” (Necm Suresi 32. ayet)

Öfkesini Yenenler:

- “Mü’minler öfkelendiklerinde öfkelerini bastirarak affederler.” (Sura Suresi 37. ayet) 

- “O takva sahipleri ki bollukta da darlikta da Allah (c.c) için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanlari affederler. Allah(c.c) da güzel davranista bulunanlari sever.” (Al-i Imran Suresi 134. ayet)

Riyakarlar:

- “Sizi gözetleyip duranlar, eger size Allah (c.c)’tan bir zafer nasip olursa, sizinle beraber degil miydik.”derler…” (Nisa Suresi 141. ayet)

Sabirlilar:

- “…Gerçekten biz onu Eyyub (a.s.) sikintilara dayanikli (sabirli) bulduk. O ne güzel bir kuldu!..” (Sad Suresi 44. ayet)

- “Ismail’i, Idris’i ve Zülkifl’i de yad et. Hepsi de sabreden kimselerdendi.” (Enbiya Suresi 85. ayet)

 (Ahzab Suresi 23. ayet) 

Salih ve Muslihler:

- “Onlar, Allah (c.c)’i ve ahireti tasdik eder…Iste onlar Salihlerdendirler.” (Al-i Imran Suresi 114. ayet)

- “Allah(c.c), muslihi müfsitten ayirmasini bilir.” (Bakara Suresi 220. ayet) 

Simariklar:

- “Ve sayet kendisine dokunan bir sikintidan sonra ona bir nimet tattirsak, elbette ki “kötülükler benden uzaklasip gitti.”der. Çünkü o, simariktir, böbürlenendir.”  (Hud Suresi 10. ayet) 

Sükredenler:

- “O, gerçekten sükreden bir kul idi.” (Isra Suresi 3. ayet)

- “O (Ibrahim) Allah (c.c)’in nimetlerine sükrederdi…” (Nahl Suresi 121. ayet)

Süpheciler:

- “(Münafiklar) arada saskinlik ve tereddüt edip dururlar, ne kafirlere ne de Müslümanlara baglanirlar…” (Nisa Suresi 143. ayet)

- “…Onlar süpheleri içerisinde tereddüt edip durmaktadirlar.”  (Tevbe Suresi 45. ayet)

Taklitçiler:

- “Onlara, Allah (c.c)’in indirdigine tabi olun dendiginde, hayir, biz babalarimizin takip ettigi yola uyariz, derler…” (Lokman Suresi 21. ayet)

Tartismacilar:

 

- “Insanlardan bazisi Allah (c.c) hakkinda bilgisizce tartisir ve azgin her seytana uyar.” (Hac Suresi 3-8. ayet) 

- “…Allah(c.c)’i anma konusunda kalpleri katilasmis olanlara ise çok yazik! Onlar apaçik bir sapkinlik içindedirler.” (Zumer Suresi 22. ayet)

Tövbe Edenler:

- “…Süleyman ne güzel bir kul idi! Dogrusu o daima Allah (c.c)’a yönelirdi.” (Mü’minun Suresi 23. ayet)

Yalancilar:

- “O gün vay haline yalancilarin! Ki onlar ceza gününü yalanlarlar…” (Mütaffifin Suresi 10-12. ayet)

- “Yalanlayanlarin vay haline o gün! Ki onlar daldiklari batil içinde oyalanip dururlar.” (Tur Suresi 11-12. ayet)

Zalimler:

- “Zalimler, bilgisizce arzularina uyarlar…” (Rum Suresi 29. Ayet)

“Allah(c.c)’a karsi yalan uydurandan,…daha zalim kim olabilir?...” (Enam Suresi 93. ayet)

- “Gerçek su ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar.” (Alak Suresi 6. ayet)

Zengin ve Simariklar.

- “…O zulmedenler ise simartildiklari refahin pesine düstüler ve hepsi de suçlu oldular.” (Hud Suresi 116. ayet)

 

Ibrahim Hakkari/Arastirmaci - Yazar

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Hadislerde Insan Tabiati...

                                                                                                          

   Yapilan her eylemin, girisimin, düsünce ve açiklamanin bir nedeni, gerekçesi mutlaka vardir. Insanlik için icatlar yapmis bilim adamlari ve mucitlerin yasam öykülerindeki ortak yön oldugunu kafalarinda olusturduklari “Neden” sorusundan görüyoruz.

   Öncelikle karmasik konularin netlesmesi için yaptiklari arastirmalarin temelinde “Neden” sorusunun olusumunun açiklanmasi, gördükleri ve duyduklari her seyi belgelendirme arayisi içine gitmeleri de ikinci bir “ortak yön” olarak görülmektedir.

 

   Yapilan birçok kesfin yüzyillar boyu tartisilmis ve halen tartisilmaya devam ediliyor olmasi belki de “Insan Tabiati”nin özelligidir. Bu konuda da ilginçtir “ortak bir yön” daha bulunmaktadir. Bu ilginçlik; kesfin kendisinin degil, kesfin yapilis tarzi ve dayandirildigi belgelerdir.

 

- Resulullah (sav), Cafer Ibn-u Ebi Talib (R.A)`e dedi ki: "Sen bana hem huy ve hem de yaratilis yönüyle benziyorsun."  (Kütübü sitte - Ravi Bera No : 4424)

- Cenab-i Peygamber efendimiz (S.A.V.) buyurdular ki; “Insanlar farkli konumda olduklari müddetçe hayirdadirlar, Esit olsalardi helak olurlardi.”   (Ibn-i Haldun, Mukaddime: 39)

- Resulullah (sav) buyurdular ki: "Biriniz bir kadinla evlenir veya bir köle satin alirsa söyle dua etsin: "Allahim, ben bunun hayirli olmasini ve hayirli bir yaratilis üzere olmasini diliyorum. Onun serrinden ve serli bir tabiat (yaratilis sekli) üzere olmasindan sana siginiyorum.  (Ravi Amr Ibnu Suayb an Ebihi an Ceddihi No : 5639)  

- Hz. Peygamber (sav): "Her çocuk kendi fitrati (tabiati) üzerine dogar" buyurdu ve sonra da "Su ayeti okuyun" dedi: "…Allah`in yaratmasi degistirilemez…" (Rum; 30)   (Kütübü sitte – Ravi Ebu Hüreyre Hadis : No 48)          

- Resulullah (sav)`i dinledim, sunu söyledi: "Allahü Teala hazretleri, Adem`i, yeryüzünün bütün (cüzler)inden almis oldugu bir avuç topraktan yaratti. Adem`in ogullari da arzin kisimlarina göre vücuda geldi. Bir kismi beyazdir, bir kismi kizildir, bir kismi siyahdir. Bunlar arasinda orta renkliler de var. Ayrica bir kismi uysaldir, bir kismi hasindir, bir kismi habis (kötü kalbli), bir kismi iyi kalblidir."    (Ravi Ebu Musa Hadis : No 1698)

- Sadik ve Masduk olan Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizden birinin yaratilisi, annesinin karninda kirk günde cem ( birlesme) olur. Sonra bu kadar müddette "alaka" (kan pihtisi)olur. Sonra bu kadar müddette "mudga" (et parçasi) olur. Sonra Allah bir melegi dört kelimeyle gönderir: (Bu melek) rizkini, ecelini, amelini, saki veya said olacagini yazar, sonra ona ruh üflenir.  Kendinden baska ilah olmayan Zat`a yemin olsun, sizden biri, (hayati boyunca) cennet ehlinin ameliyle amel eder. Öyle ki, kendisiyle cennet arasinda bir ziralik mesafe kaldigi zaman ona yazisi galebe çalar ve cehennem ehlinin ameliyle amel ederek cehenneme girer. Ayni sekilde sizden biri (hayati boyunca) cehennem ehlinin amelini isler. Kendisiyle cehennem arasinda bir ziralik mesafe kalinca yazisi ona galebe çalar ve cennet ehlinin amelini isteyerek cennete girer."

   Rezin su ziyade de bulundu :

   "Resulullah sunu da buyurdular: "Nutfe ( Sperm) düstü mü, kirk gün rahimde uçar. Sonra kirk günde alaka olur. Sonra kirk günde mudga ( et parçasi)olur. Bir nefis olarak yaratilma safhasina gelince, Allah onu tasvir edecek (sekillendirecek) bir melek gönderir. Melek iki parmaginin arasinda toprak oldugu halde gelir. Onu mudgaya karistirir. Sonra onu yogurur, sonra da emredildigi üzere onu tasvir eder."  (Kütübü sitte – RaviIbnu Mes`ud No :  4834)

 

-   “Eger bir dagin yer degistirdigini duyarsaniz, buna inanabilirsiniz; fakat bir insanin huyunu degistirdigini duyarsaniz, inanmayiniz. Çünkü o yaratildigi hal üzere olur.”  (Ahmed bin Hambel, Müsned. 6/443)

 

- Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) Sahabeleri kendisine “Ey Allahin Resulü, Allah’in yaninda hangi amel daha faziletlidir?” diye sorulduklarinda; Resulullah; “Anne-Baba’ya iyilik etmektir” Ayni soruyu soran diger bir sahabeye “Allahin yolunda cihad ’dir.”  bir digerine ise “Namazi vaktinde kilmaktir” diye cevap verir. Verilen cevaplardan anladigimiz kadariyla insan tabiatlarinin var oldugunu, ancak soruyu soran kisilerin tabiatlarinin (yaratilis sekillerinin) degisik oldugunu bildigi için ayni soruya farkli cevaplar vermistir.   (Imam Nevevi - Riyazüs-salihin Hadis No: 310.)

 

- Büyük Islam tip âlimlerden Imam Suyuti’nin tibla ilgili “Tibb-er-rahmeh fit-tibbi vel hikmet” kitabinin on dördüncü sayfasinda yer alan, insan ve organ tabiatiyla ilgili bölümde bulunan Peygamber efendimizin  “Allah,  insani Ates, Toprak, Hava ve Su tabiatlarindan yaratmistir.” hadisini rivayet etmislerdir.                                                                    

 

- Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem söyle buyurdu:

Ruhlar, (âhirette sinif sinif) toplanmis cemaatlerdir. Bundan ötürü, içlerinden birbirleri ile tanisanlar, sevisip anlamislardir. Birbirleriyle birlesmeyenler ise ihtilâfa düsmüsler, anlasamamislardir”!. (Müslim-Ebû Hüreyre radiyallahu anh)

 

- “Allahû Teâlâ yaratiklarini karanlik içerisinde yaratti ve sonra onlara nurundan saçti. O nurdan kime isabet ederse hidayet bulur. Ve her kime isabet etmezse dalâlette kalir”. (Tirmizi)

 

Ibrahim Hakkari /Arastirmaci - Yazar 

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Ates Tabiatli Insanlar...

Genel Özellikler:

    Ates tabiatli insanlarin vücudunda bulunan sicaklik ve kurulugun fazlaligindan dolayi sogukluk ve nemlilik azdir.  Ates tabiatlilar, genelde kendilerine hayati güçler veren, temelde canlilik, coskunluk, cesaret ve eylemci  bir kisilikleri vardir.

    Ates tabiatindan olan insanlarda özellikle, çocukluk yaslarinda fazla hareketli ve yaslari ilerledikçe olgunlasan, kolay disiplin ve baski altina gelemeyen, her hangi bir haksizlik karsisinda hemen isyan edip kükreyiveren,  yasamlari sürekli bir çalisma didinme içinde sürüp giden, herkesin kalbini kazanmasini iyi bilen, hilekar ve ikiyüzlü kimselerden nefret eden, sanslari parlak ve çalismalari sayesinde her alanda basari saglayan, fazla enerjileri yüzünden bir çok kere yanlis hareketlerde bulunarak kendi yaptiklari islerini bozan, çok büyük menfaatlar karsisinda dahi gururlarindan en küçük bir tavizde bulunmayan ve düsmanlik yapmak isteyen kisileri gururlari ve azametleriyle yenebilen bir tabiata meyillidirler.

    Ibn-i Sina’ya göre ates tabiatlilarda gözlerin ve benzin sari rengi, agizdaki lezzet, dilin pürüzlü ve kuru olusu, kuru burun delikleri, serin rüzgarlara duyulan istek, süratli nabiz, istah eksikligi, yesil ve sari renkteki safrali kusma ile mide bulantisi, gerilimli, deride böcek sokmasi gibi siksik batma hissetmeleri kisinin tabiatina atesin hakim oldugunun isaretidir. Ates tabiatlilar rüyalarinda genelde sari renk görürler. Ates tabiatinin ilave isaretleri, sari ve sariya yakin renk ve esyalar, yanma hissi, sicak banyodan ve günese maruz kalmaktan rahatsiz olmalaridir.

    Büyük Islam alimi Imam Suyuti’ye de ates tabiatina mensub olan kisilerin  genelde sinir sistemlerinden kaynaklanan bas agrilari, mide, kabizlik, karaciger ve safra  kesesi (tabiati sicak ve kuru)  hastaligina meyilli oldugunu ve bu hastaligin ileri devresinde hastaligin dimaga tazyik edebilecegini belirtir

    Bu tabiattaki insanlarin vücudunda sicaklik kuruluktan fazla olursa renginin kirmiziya, kuruluk sicakliktan fazla ise renginin kumrala ve bunlarin her ikisi de esit ise sarisin olmaya meyilli bir tabiata sahip olurlar.  

Iç Tabiati Ates  + Dis Tabiati Ates

 

21 - 28 Mart,     24 - 31 Temmuz,    23 - 30 Kasim arasinda doganlar.

                  

Yüz Sekilleri:

 

                           

          Elton John                     Okan Bayülgen              Ayla Dikmen           

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

21 - 28 Mart arasi dogumlular; Berrak, dogrucu, merakli, sade, dinamik, güvenilir, organize eden, masum bir tabiata meyilli.

 

24 - 31 Temmuz arasi dogumlular ; Degisken, kahraman, müjdeci, kararli,önde giden, gelenekçi, gerçekçi, insancil bir tabiata meyilli.

 

23 - 30 Kasim arasi dogumlular ; Dik kafali, neseli, gayretli, heyecanli, çapkin, çevresine akil veren, saldirgan, karizmatik bir tabiata meyilli.

    

Anlasabildigi Karakterler:

En kolay içi hava - disi hava karakterli kisilerle genelde anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi su - disi su karakterli kisilerle genelde anlasamazlar.

 

 

  

Iç Tabiati Ates  + Dis Tabiati Toprak

 

29 Mart - 05 Nisan,    01 - 08 Agustos,  01 - 08  Aralik arasinda doganlar.

             

Yüz Sekilleri:

 

                          

      Ertugrul Özkök                Zeki Müren                   Kayahan          

 

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

29 Mart - 05 Nisan arasi dogumlular; Gözlemci, uzlasmaz, inatçi, agirbasli idealist, dayanikli, kararli bir tabiata meyilli.         

 

01 - 08 Agustos arasi dogumlular; Özgün, çok yönlü, sorgulayici, rehber, sogukkanli, temiz yüzlü bir tabiata meyilli.

 

01 - 08 Aralik arasi dogumlular; Vurdumduymaz, hünerli, metanetli, emin, seçici, benmerkezci bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi hava - disi su karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi su - disi hava karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

 Iç Tabiati Ates  + Dis Tabiati Hava

 

06 - 13 Nisan,   09 - 16 Agustos,    09 - 15 Aralik arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri:

 

  

                      

             Gönül Yazar             Cem Karaca                 Fatma Girik.

 

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

06 - 13 Nisan arasi dogumlular; Deneyci, coskulu, vicdanli, ölçüsüz, gözüpek, politik, sosyal bir tabiata meyilli.

 

09 - 16 Agustos arasi dogumlular; Hisli, kadife sesli, onaylayici, muhafazakar, kopyaci, emredici, hararetli bir tabiata meyilli.

 

09 - 15 Aralik arasi dogumlular; Süslü, arzulu, yogun, özsever, marifetli, gösterisli, olgun bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi hava - disi ates karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi su - disi toprak karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

  

 

Iç Tabiati Ates  + Dis Tabiati Su

 

14 - 20 Nisan,  17 - 23 Agustos,  16 - 21 Aralik arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri:

 

                            

         Papa                        Zeki Alaysa              Duygu Asena              

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

14 - 20 Nisan arasi dogumlular; Gelenekçi, insancil, komik, savunmaci, iradeli, mücadeleci bir tabiata meyilli.

 

17 - 23 Agustos arasi dogumlular; Öfkeli, dayanikli, sasirtici, gizemli,  disadönük, deneyimli bir tabiata meyilli.

 

16 - 21 Aralik arasi dogumlular; Uçuk, kimyager, muammali bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi hava - disi hava karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi su - disi su karakterli kisilerle anlasamazlar.
 

Ibrahim Hakkari   
Arastirmaci-Yazar

 
 
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Toprak Tabiatli Insanlar...

Genel Özellikler:

    Toprak tabiatli insanlarin vücudunda bulunan sogukluk ve kurulugun fazlaligindan dolayi sicaklik ve nemlilik azdir. Genellikle kendilerin özgün yerlesik kurallara uygunluk gösterirler.

    Itaat niteliklerine sahip, her seyin oldugu gibi kalmasini isteyen, tercih ettikleri hedefe ulasmak için karsilarina çikan zorluklar karsisinda sabretmesini bilen, yemek hususunda bogazlarina düskün, sanslari daima iyi gitmeyen ama inatlari yüzünden birçok zorlugu basarabilen, güzel sanatlara karsi meyilli, çok fazla konusmayi sevmeyen, mütevâzi bir kisilige sahip, paraya ve maddeye asiri düskün oldugu halde bu hareketlerini belli etmeyen ve inatlari yüzünden yeniliklere adapte olmalari hayli güç olan bir tabiata meyillidirler..

    Ibn-i Sina’ya göre toprak tabiatlilarda, kuru ve koyu cilt, kalin ve koyu renk kan, endise, midenin üst kisminda yanma, bozuk istaha, mavi, siyah veya kirmizi renkli yogun ve bulanik idrar, koyu renk beniz ve fazla killarin olmasidir. Eger beniz soluk ve kil azsa, safra muhtamelen fazla degildir. Deride yer yer pigmentlenme, kronik agrisiz ülserlere isaret eder. Yas, tabiat, aliskanliklar, ikametgah, meslek, önceki tedavilerin tarihi de teshiste yardimci olur.

   Toprak tabiatlilarin rüyalari, genellikle,  endise ile dolu ve ekseriya, karanlik yerler, hendekler ve karanlik, korkutucu seylerle ilgilidir.

   Büyük Islam alimi Imam Suyuti’ye göre de toprak tabiatina mensub olan kisilerin genelde solunum yollari, kulak, dis çürümeleri, hazimsizlik, agiz suyu, sedef ve dalak   (tabiati soguk ve kuru)  hastaliklarina meyilli oldugunu ve bu hastaligin ileri devresinde hastaligin kalbe tazyik edebilecegini belirtiyor.

    Bu tabiattaki insanlarin vücudundaki sogukluk kuruluktan fazla olursa açik bir tene, kuruluk sogukluktan fazla ise esmere, her ikisi de esit olursa kursun rengine meyilli olurlar.

  

Iç Tabiati Toprak  + Dis Tabiati Ates

 

21 - 28 Nisan,  24 - 31 Agustos,  22 - 29 Aralik arasinda doganlar

 

 

Yüz Sekilleri:

 

           

      Cem Yilmaz                 Demet Akalin                  Sener Sen               

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

21 - 28 Nisan arasi dogumlular; Sorumlu, saglam, ürkek, korumaci, terbiyeli, sadik bir tabiata meyilli.

 

24 - 31 Agustos arasi dogumlular; Cin fikirli, kontrolsüz, yardim sever, sosyal, dilbaz, yapici, gösterisçi bir tabiata meyilli.

 

22 - 29 Aralik arasi dogumlular;. Enerjik, sarsici, karmasik, dogal, yilmayan, yardimci, çok bilmis bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi su - disi hava karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi hava - disi su karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Toprak  + Dis Tabiati Toprak

 

29 Nisan - 06 Mayis,  01- 08 Eylül,  30 Aralik - 06 Ocak arasinda doganlar 

 

Yüz Sekilleri:

                

      Baris Manço           Mahmut Tuncer                  Fatih Terim        

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

29 Nisan - 06 Mayis arasi dogumlular; Hüzünlü, alayci, iletisimci, külyutmaz, fantastik bir tabiata meyilli.

 

01 - 08 Eylül arasi dogumlular; Mantikli, iskolik, basina buyruk, hükümdar, kaderci, basarili bir tabiata meyilli.   

 

30 Aralik - 06 Ocak arasi dogumlular; Az ve öz, estetik, düzenleyici, yogun, formülcü, kendini onaran bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi su - disi su karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi hava - disi hava karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Toprak  + Dis Tabiati Hava 

 

07 - 14 Mayis09 - 16 Eylül,  07 - 13 Ocak arasinda doganlar

 

Yüz Sekilleri:

 

            

       Ugur Dündar             Besar Esad                 Elvis Presley          

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

07 - 14 Mayis arasi dogumlular; Mert, yalniz, gezgin, bagimsiz,  çekici, taskin bir tabiata meyilli.

 

09 - 16 Eylül arasi dogumlular; Azimli, savasçi, ihtirasli, kavrayisli, yönetici, coskun bir tabiata meyilli.

 

07 - 13 Ocak arasi dogumlular; Sira disi, hevesli, vahsi, seyyar bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi su - disi Ates karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi hava - disi toprak karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Toprak  + Dis Tabiati Su

 

15 - 21 Mayis, 17 - 23 Eylül,  14 - 20 Ocak arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri: 

                

          Ali Sunal               Janet Jackson            Yaprak Berkan       

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

15 - 21 Mayis arasi dogumlular; Hayalci, becerikli, çetin, hareketli, iknaci, yaratici bir tabiata meyilli.

 

17 - 23 Eylül arasi dogumlular; Azimli, ketum, iyi görünümlü, amir, zevkli, yorulmak bilmez, güncel bir tabiata meyilli.

 

14 - 20 Ocak arasi dogumlular; Kaynasan, ergin, çocuksu, hayalperest, basibos bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi su - disi Toprak karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi hava - disi Ates karakterli kisilerle anlasamazlar.


Ibrahim Hakkari /Arastirmaci-Yazar


Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Hava Tabiatli Insanlar...

 

Genel Özellikler:

    Hava tabiatli insanlarin vücudunda bulunan sicaklik ve nemliligin fazlaligindan dolayi sogukluk ve kuruluk azdir.  Hava tabiatlilar bilginin erdemine sahiptirler. Bu onlarin diger insanlardan daha akilli olduklari anlamina gelmez fakat genelde gelismis gözde bir tabiata ve bilgiye sahiptirler.

 Iletisim konusunu iyi bilen, her sey hakkinda biraz bilgileri olan, kimsenin boyundurugu altina girmek istemeyen, serbest ve kendi baslarina hayatlarini sürdürmek isteyen, hak ve adalete düskün olan, çok zeki olmalarina ragmen hesabini bilmeyen, sik sik derinlemesine düsünceye dalan bir tabiata meyillidirler.

    Ibn-i Sina’ya göre hava tabiatlilarda, kanin fazlaligi, bazen vücut agirligi hissiyle, özellikle gözler arkasinda ve bas ve sakaklar üzerindeki agirlik hissiyle karakterize olur. Bu durumda gerinme ve esneme sik sik görülür. Gevseklik ve uykuya egilim çoktur; idrar zayiftir. Güç harcamasi olmaksizin bile, yorgunluk hissedilir; herhangi bir sebep olmaksizin, agizda tatli bir lezzet hissedilir; dil genellikle kirmizidir; vücut üzerinde ve dilde yaralar olagandir; dis etlerinde, burunda ve anüste kanamalara meyillidir, çünkü bu kisimlarin kan damarlari kolayca yirtilir. Hava tabiatlilarin rüyalari, genellikle kirmizi seyler, kan akmasi, kana batirilmis seyler görmektir

    Büyük Islam alimi Imam Suyuti’ye göre de hava tabiatina mensub olan kisilerin genelde kan hastaliklari, karaciger, safra, hepatit, alerji sünüzit, tansiyon, felç ve kalp  (tabiati sicak ve nemli)  hastaligina meyilli oldugunu ve bu hastaligin ileri devresinde hastaligin kan’a tazyik edebilecegini belirtiyor.

    Bu tabiattaki insanlarin bedenin de nemlilik sicakliktan fazla ise rengi beyaza, sicaklik nemlilikten fazla olursa rengi sariya ve bunlari her ikisi de esit olursa çakir bir simaya meyilli olurlar.

  

Iç Tabiati Hava  + Dis Tabiati Ates

 

21 - 28 Ocak,  22 - 29 Mayis,  24 Eylül - 01 Ekim, arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri:

 

                               

 

      Esref Kolçak              Petek Dinçöz              Tamer Karadagli            

 

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

21 - 28 Ocak arasi dogumlular; Lider, kisilikli, ulasilmaz, kaderci, faal, gelismis, dayanilmaz bir tabiata meyilli.

 

22 - 29 Mayis arasi dogumlular; Aktarici, görkemli, cüretkar, fedakar bir tabiata meyilli.

 

24 Eylül – 01 Ekim arasi dogumlular; Taslamaci, sabirli, hirsli, kalp kiran, tepkisel, gafçi, iz sürücü bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi ates - disi hava karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi toprak - disi su karakterli kisilerle anlasamazlar.

 


Iç Tabiati Hava  + Dis Tabiati Toprak

 

30 Mayis - 06 Haziran,  02 - 08 Ekim, 29 Ocak - 04 Subat arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri:

 

                    

 

     Fatih Kisaparmak                Nilüfer                Engin Günaydin          

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

30 Mayis, 06 Haziran arasi dogumlular; Çevik, kirici, gözde, çözücü, edali, elestirici, öncü, hayalperest bir tabiata meyilli.

 

02 - 08 Ekim arasi dogumlular; Sivri, modaci, ilkeli, muhalefet, romantik bir tabiata meyilli.

 

29 Ocak – 04 Subat arasi dogumlular; Kavgaci, sair ruhlu, hakiki, bükülmez bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Ates - disi su karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi toprak - disi hava karakterli kisilerle anlasamazlar.

 


Iç Tabiati Hava  + Dis Tabiati Hava

 

07 - 14 Haziran, 09 - 15 Ekim, 05 - 11 Subat arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri

 

                     

  

          Rahmi Koç                  Hülya Avsar               Bülent Ersoy            

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

07 - 14 Haziran arasi dogumlular; Eglendiren, etkili, israrci, göçebe, iyimser, maceraperest, firtinali bir tabiata meyilli.

 

09 - 15 Ekim arasi dogumlular; Cüretkar, ekonomik, rahat, edali, zor, ilimli, oyuncu bir tabiata meyilli.

 

05 - 11 Subat arasi dogumlular; Hatip, popüler, canli, yürekten, rahat bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Ates - disi Ates karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi Toprak - disi Toprak karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Hava  + Dis Tabiati Su

 

15 - 21 Haziran, 16 - 23 Ekim, 12 - 19 Subat arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri

 

                         

 

           Müjde Ar                   Serdar Ortaç            Tarkan Tevetoglu            

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

15 - 21 Haziran arasi dogumlular; Ayartici, sanatçi ruhlu, cimri, kiskirtici, cazibeli, keyifli bir tabiata meyilli.

 

16 - 23 Ekim arasi dogumlular; Dengeli, lider ruhlu, piriltili, modern, cazibeli, çeliskili bir tabiata meyilli.

 

12 - 19 Subat arasi dogumlular; Birlestirici, çevik, hazir cevap, mucit, dahi, kasif bir tabiata meyilli.             

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Ates disi Toprak karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasabildigi Karakterler:

Içi Toprak disi ates karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

Ibrahim Hakkari/Arastirmaci-Yazar

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Su Tabiatli Insanlar...

 

Genel Özellikler:

   Su tabiatli insanlarin vücudun da sogukluk ve nemliligin fazlaligindan dolayi hararet ve kuruluk azdir. Su tabiatlari iyilikten baska bir sey düsünmeyen, hayirsever, kibar ve iyi niyetli bir kisilige sahiptirler.

   Insanlarin refahina önem veren, her bulundugu ortama uyum saglayamayan, diger insanlar söz konusu oldugunda nazik, cömert ve insancil olmaya gayret eden, sezgileri kuvvetli olan, çabuk kirilabilen, yeme içmeye oldukça önem veren, para harcama konusunda cömert davranan ve planli, programli yasamayi seven bir tabiata meyillidirler.

    Ibn-i Sina’ya göre su tabiatlilarda, baglamin baskin oldugu, fazla solgunluk, vücudun gevsekligi, soguk ve nemli deri, fazla salgi ve yogun ve agdali tükürüktür. Yakici balgamin hakim oldugu durum disinda, özellikle yasli insanlarda susuzluk azalmistir. Asit fiskirmalarinin oldugu zayif sindirim, açik renk idrar, fazla uykululuk, gevsek kaslar, ve yavas tempolu nabiz, bu durumun belirtileridir.    Su tabiatlilarin rüyalari, genellikle su kanallari, soguk buz, yagmur ve gök gürültülü firtinalar, balgamin baskin oldugunu gösterir.

    Büyük Islam alimi Imam Suyuti’ye göre de su tabiatina mensub olan kisilerin  genelde akciger, geceleri kaynaklanan bogaz kuruluguna, uyku agirligina,  Vitiligoya, safradan kaynaklanan çarpintilara ve mide  (tabiati sicak ve kuru)  hastaligina meyilli oldugunu ve bu hastaligin ileri devresinde hastaligin balgama tazyik edebilecegini belirtiyor.

    Bu tabiattaki insanin vücudunda nemlilik sogukluktan fazla olursa beyaza çalan açik tenli, sogukluk nemlilikten fazla ise sariya ve bunlarin her ikisi de esit olursa gri bir simaya meyilli olurlar.

  

Iç Tabiati Su  + Dis Tabiati Ates

 

22 - 29 Haziran,  24 - 31 Ekim, 20 - 27 Subat arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri

                                

     Tayyip Erdogan         M. Ahmedinejad                Abdullah Gül          

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

22 - 29 Haziran arasi dogumlular; Büyüleyici, yenilikçi, dirençli, savunmaci, duygusal bir tabiata meyilli.

 

24 - 31 Ekim arasi dogumlular; Detayci, saf, organizatör, mesafeli, arastirmaci, yenilikçi, ileriyi gören, pür dikkat bir tabiata meyilli.

 

20 - 27 Subat arasi dogumlular; Izlenimci, candan, evrensel, tutarli, bahaneci bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

 

En iyi içi Toprak - disi Hava karakterli kisilerle anlasabilirler

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi Ates - disi Su karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Su  + Dis Tabiati Toprak

 

30 Haziran - 08 Temmuz,   01 - 08 Kasim,  28 Subat - 06 Mart arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri

                 

       Zerrin Özer               Yilmaz Erdogan         Gülden Karaböcek   

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

30 Haziran - 08 Temmuz arasi dogumlular; Güdümlü, baygin bakisli, vefali, sovmen, arzulu, teshirci bir tabiata meyilli.

 

01 - 08 Kasim arasi dogumlular; Saldirgan, dünyaya meyilli, kiskirtan, gerçekçi, enerjik, kasif, çilgin bir tabiata meyilli.

 

28 Subat - 06 Mart arasi dogumlular; Delikanli, sanatçi ruhlu, tasarimci, soyut bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Toprak - disi Su karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

Içi Ates - disi Hava karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

Iç Tabiati Su  + Dis Tabiati Hava

 

09 - 16 Temmuz, 09 - 15 Kasim, 07 - 13 Mart arasinda doganlar

 

Yüz Sekilleri

 

                    

 

         Ibrahim Tatlises           Hasim Kiliç              Sezen Aksu            

 

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

09 - 16 Temmuz arasi dogumlular; Inandirici, abartici, bastan çikaran, gergin bir tabiata meyilli.

 

09 - 15 Kasim arasi dogumlular; Cezb edici, degisken, karizmatik, yorumcu, sorusturmaci bir tabiata meyilli.

 

07 - 13 Mart arasi dogumlular; Uyumsuz, sezgili, atak, kaçinilmaz bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Toprak - disi Ates karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

içi Ates - disi Toprak karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

 

 

Iç Tabiati Su  + Dis Tabiati Su

 

17 - 23 Temmuz, 16 - 22 Kasim, 14 - 20 Mart arasinda doganlar.

 

Yüz Sekilleri

                      

 

       Emel Sayin                 Yildiz Tilbe              Özlem Yilmaz        

 

Meyilli Oldugu Kisilikler:

 

17 - 23 Temmuz arasi dogumlular; Profesyonel, içten, mekanik, dalgali, is bitirici bir tabiata meyilli.

 

16 - 22 Kasim arasi dogumlular; Huysuz, yorumcu, kafasi karisik, sik, liberal bir tabiata meyilli.

 

14 - 20 Mart arasi dogumlular; Kararsiz, israrci, oyunbaz bir tabiata meyilli.

 

Anlasabildigi Karakterler:

En iyi içi Toprak - disi Toprak karakterli kisilerle anlasabilirler.

 

Anlasamadigi Karakterler:

içi Ates - disi Ates karakterli kisilerle anlasamazlar.

 

Ibrahim Hakkari/Arastirmaci-Yazar


Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Tedavide Organ Tabiatinin Önemi!

   MÖ besinci yüzyilda yasamis Yunan filozofu Empedokles’in tespiti olan organ tabiati görüsünü ünlü Türk hekimimiz Ibn-i Sina’da detayli bir sekilde arastirarak organ ve ilaç yapisinin “soguk veya Sicak” terimlerini El-kanun fit-tib kitabinda söyle ifade etmistir. Allah insanin her bir organina en uygun ve onun dogasiyla, islevi ve sartlariyla en uygun tabiatlardan (Ates, Toprak, Hava ve Su) birini bahsetmistir. Biz, insanin organ tabiatinin çesitli fonksiyonlarina ve vücudun reaksiyonlarina en uygun özelliklerle donatildigini kabul edebiliriz.

 

Insan vücudunda, en sicak tabiatli ve gözle görülmeyen madde “RUH” dur. Bundan sonra karaciger, kan, etler, sinirler, böbrekler, atar ve toplardamarlardir. Vücudun en fazla soguk tabiatli olani ise balgamdir. Sonra saçlar, kemikler, kikirdak, bagirsaklar, ilikler, beyin, içyagi ve akcigerlerdir. Eger etkilenmis organin normal ve orijinal tabiati biliniyorsa, hekim için, anormalligin nereye kadar ilerledigini ve onun tedavisi için uygun dozu tayin etmek kolay olur. Böylece, etkilenmis organ sicak tabiatli ve hastalik da ayni nitelikte ise serinletici (soguk tabiatli) dozlar yeterli olacaktir.”

   

Ibn-i Sina, Davut Antaki, Imam Suyuti, Osmanli dönemindeki önemli hekimlerden Hayatizade Mustafa Efendi, eski Yunan ve Hint tibbinin hemen hemen birçok tip bilgini önce teshis amaçli hasta organin tabiatini ögrenir, daha sonra tedaviye baslarlardi.

   

Hazirlanan ilaç tabiatlarinin nasil olmasi (soguk, sicak, nemli ve kuru tabiatli) gerektigini belirledikten sonra tedavi yöntemleri baslatilmistir. Örnegin, tabiati sicak ve nemli olan hasta bir kalbe, tabiati soguk ve kuru olan ilaçlarla tedavi metodu uygulayarak basari saglamislardir.

 

 

Ünlü tip bilginlerinin hasta organlara uyguladiklari organ semasi:

  1-Tabiati sicak ve nemli organa: Tabiati soguk ve kuru bitkiler verilir.

   Insan vücudunda ki tabiati sicak ve nemli organlar: karaciger, kalp, damar, bagirsaklar, kan, böbrek, dalak kaslar ve sinirlerdir. Bu organlarin tedavisinde, organin yapisini dengelemek için soguk ve kuru karakterli bitkilerin tedavide kullanilmasi daha saglikli sonuçlar vermektedir. Bu tedavide kullanilmasi tavsiye edilen soguk ve kuru karakterli bitkilerin baslicalari;

  Abdüsselam otu, Armut, Atkuyrugu, Ayrik otu, Ayva, Bakla, Ban otu, Belbal, Beyaz tatula, Bögürtlen, Çinar, Dari, Demirhindi, Erik, Esek marulu, Gül, Hashas, Helile, Hurma tomurcugu, It üzümü, Kafur, Kantaron, Kara hashas, Keçi boynuzu, Kiliç otu, Kina, Kuzu kulagi, Mazi, Nar çiçegi, Sumak, Sahtere otu, Üstübec dir.

 

  2-Tabiati Sicak ve kuru organa: Tabiati soguk ve nemli bitkiler.

 

Insan vücudunda ki tabiati sicak ve kuru organ damarlardir. Bu organin tedavisinde, organin yapisini dengelemek için soguk ve nemli karakterli bitkilerin tedavide kullanilmasi daha saglikli sonuçlar vermektedir. Bu tedavide kullanilmasi tavsiye edilen soguk ve nemli karakterli bitkilerin baslicalari:

  Civan perçemi, Hatmi, Helile meyvasi, Hiyar, Ispanak, Kavun Kayisi, Kult, Marul, Menekse, Nilüfer, Semiz otu, Seftali, Demir hindi, Zeytin

 

  3-Tabiati soguk ve nemli organa: Tabiati sicak ve kuru bitkiler.

 

  Insan vücudunda ki tabiati sicak ve nemli organlar: akciger, mide, beyin, göz, yaglar, ilik ve deridir.

  Bu organlarin tedavisinde, organin yapisini dengelemek için sicak ve kuru karakterli bitkilerin tedavide kullanilmasi daha saglikli sonuçlar vermektedir. Bu tedavide kullanilmasi tavsiye edilen sicak ve kuru karakterli bitkilerin baslicalari: Abanos, Aci bakla, Afyon, Anason, Anzarut, Avsar otu, Behmen, Besparmak, Bildircin otu, Bit otu, Cavsir otu, Cin saçi, Çemen ,Çiban otu ,Çiyan otu Çöpleme, Çördük otu ,Dag reyhani, Defne, Demirdikeni, Deniz süngeri, Deve dikeni, Ebu cehil karpuzu, Esek turpu, Günlük ,Hardal, Hindistan cevizi, Hint hiyari, Isirgan otu, Kadin tuzlugu, Kaplan otu, Karanfil, Kasim pati, Kimyon ,Kudret helvasi, Kurtbogan, Lavanta, Limon, Logusa otu, Mekke pelesenki, Mercankösk, Mese palamutu, Mese yosunu, Mürekkep agaci, Nohut, Ökse otu, Papatya, Pelin otu, Reyhan, Sarimsak,  Satikorn, Sedr agaci, Sivri biber, Sakayik, Seytantersi, Tarçin, Tere, Yabani badem, Zencefildir.

 

4-Tabiati soguk ve kuru organa da: Tabiati sicak ve nemli bitkiler.

Insan vücudunda ki tabiati soguk ve kuru organlar: Kemikler, saç ve killar ile perde ve zarlardir. Bu organlarin tedavisinde, organin yapisini dengelemek için sicak ve nemli karakterli bitkilerin tedavide kullanilmasi daha saglikli sonuçlar vermektedir. Bu tedavide kullanilmasi tavsiye edilen sicak ve nemli karakterli bitkilerin baslicalari: Ceviz, Beyaz dut, Incir, Keten tohumu, Tatli elma, Ardiç yemisi, Ebegümeci, Havuç, Kalkan otu, Kuzgun ayagi, Sogan, Turpdur.

 

Ibrahim Hakkari 
Arastirmaci-Yazar
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Bitkilerin Tabiati...

    Yeryüzündeki hayat, bitkilere simsiki baglidir. Bitkilerin kullanim alanlari çesitlidir; mesela, gida olarak (sinir otu, kusburnu, sari agaç, atkulagi, pelin, nane, maya, yabani hindiba, binbirdelik, güvey otu, anason, öksürük otu, vb.) sanayi endüstrisinde hammadde olarak (yabani hindibanin nektari, ceviz agaci, kus kirazi, meyan, kök boya. Vb.) kullanilir. Ayrica sifali bitkilerin ilaç, sekerleme, alkol içecekleri, kozmetik itriyat, konserve, vernik boyalar gibi çesitli alanlarda kullanimi yaygindir.

 

    Gezegenimizdeki yer yüzeyi her geçen yil bozulmaya ugramaktadir. Bu durum, sifali bitkileri azalip, seyreklesmesine yol açmaktadir. Bazi sifali bitkiler yeryüzünden tamamen kaybolmustur. Bitkilerin bazilarinin kaybolmasi, çevrenin tabii istikrarsizligina yol açar. Bitkiler, atmosferi kirletici gazlardan (toz, duman, gaz)  temizleyip, tabii süzgeç  (filtre) vazifesini üstlenmektedir.

 

   Bitkiler, çevreyi kirleten ve zarar veren etkilerden korur. Yeryüzündeki bitkiler, tabiat temizligi için çaba sarf ederken, onlari korumak, tamamen yok olmalarini engellemek, bizim insanlarin görevidir.

 

   Geleneksel olarak uzun yillardan beri bitkilerle tedavi insan hayatinin ayrilmaz bir parçasi olmustur. Her ne kadar günümüzde pek yaygin olmasa da ama Tibet’ten Çin’e kadar insanin yapisina, dogasina ve ruhuna uygun degisik tedavi sekilleri uygulanmis ve süphesiz ki bunlarin basinda bitkilerle tedavi gelmektedir. Halk tababeti veya halk hekimligi olarak isimlendirilse de ama kimi zaman modern tibbin bile çare bulamadigi durumlarda bitkilerle tedaviye basvurularak olumlu sonuçlar alinmistir.

 

    Asirlardan beri degisik ülkelerde degisik sekillerde farkli sirlarla veya terkiplerle o hastaliga uygun, özellikle o insanin organ tabiatina, ruhuna ve kisisel özelliklerine göre bitkilerden yararlanma yoluna gidiliyor.

 

    Her bitkinin kendine has özelliklerinin oldugu bilinen bir gerçektir. Tedavilerde insan organ özelliklerinin bilinmesi kadar, bitki özelliklerinin de bilinmesi çok önemlilik arz etmekte ve organinin yapisini olusturan temel unsurlar olarak bilinen (Ates, Toprak, Hava ve Su) kavramlari bu tür bitkisel tedavide basvurulmasi gereken önemli bir konudur. Her ne kadar ayri kavramlar olarak algilansa da bir bütünlük olusturan ve insanin yapisiyla uyusan temel ögelerdir.

 

    Bu temel düsünceden yola çikarak eski zamanlardaki Lokman Hekimler, hastaligin teshisinden sonra bitkilerin soguk, sicak, kuru ve nemli derecelerine göre yani hastanin problemi soguk tabiatli organindan kaynaklaniyorsa “sicak tabiatli bitkilerle” “sicak tabiatli organindan ise soguk tabiatli bitkilerle” tedavi metotlari gelistirmislerdir.   

 

   Yapilan arastirmalara göre “bitkilerin sicak-soguk-nemli ve kuru tabiatli” olusu bilimsel olarak ispatlanmis ve adina da soguk asiriliginda enerji verenler (tabiati soguk) veya sicak asiriliginda enerjiyi kendine alan bitkiler (tabiati sicak) veya iki gruba da katilmayan nötr (dengeli) bitkiler den olusmaktadir. Ibn-i Sina’nin El Kanun Fit-tib eserinde belirtilen bitkilerin derecelere göre ayrilisini söyle siralayabiliriz:

 

SICAK TABIATLI BITKILER

Tabiati 1. derece sicak ve kuru bitkiler

Agaç kavunu, Limon, Utruc :  (Citrus medica)

Bit otu, Hazeran :  (Myrtus communis) 

Çemen, Hulbak :  (Trigonella foenum-graeucum)

Çiban otu, Bitaris :  (Pteris aquilina) 

Demirdikeni, Hasek :  (Tribulus terrestris) 

Deniz süngeri, Isfenç (Spongia officinalis)

Kurtbogan, Bis (Aconium nepllus) 

Lavanta, karabas :  (Lavandula stoechas)

Logusa otu, Zeravend :  (Aristolochia indica)

Mese yosunu, Üsnet :  (Prmelia perlata)

Nohut, Humus :  (Cicer arientinum)  

Papatya, Babunc :  (Matricaria chamomilla) 

Pelin otu, Afasantin :  (Artemisia absinthium) 

Reyhan, Baderuc :  (Ocimum basilicum) 

Yabani badem :  (Amygdalus communis)

Tabiati 1. derece sicak ve nemli bitkiler 

Beyaz dut :  (Morus murier)

Incir, Tin :  (Ficus carica) 

Keten tohumu, Bezri kattan :  (Linum usitatissimum) 

Nohut, Himmas :  (Cicer arietinum) 

Tatli elma :  (Pyrus malus)

Tabiati 2. derece sicak ve kuru bitkiler

Anzarut :  (Astragalus sarcocolla) 

Abanos, Abanusi hindi :  (Diospyros ebenum) 

Avsar otu :  (Mentha pulegium) 

Behmen :  (Centauria behman)

Bildircin otu :  (Aconitum ferox)

Çiyan otu, Benekli egrelti :  (Polypodium vulgare)

Dag reyhani :  (Ziziphora capitata) 

Deve dikeni :  (Picnomon carna) 

Hint hiyari :  (Cassia fistula)

Hindistan cevizi (küçük), Besbase :  (Myristica fragrans) 

Kasim pati, Öküzgözü, Behar :  (Anthemis arvensis) 

Kimyon :  (Cumnium eyminum) 

Kadin tuzlugu, Hadad :  (Berberris aristata) 

Mekke pelesenki, Balsam agaci :  (Commiphora opobalsamum)

Tabiati 2. derece sicak ve nemli bitkiler  

Ardiç yemisi :  (Juniperus)                                                               

Ebegümeci, Tuderi :  (Malthiola incana) 

Havuç, Cezer :  (Daucus carota)  

Kalkan otu :  (Teltaria alliacea)   

Kuzgun ayagi :  (Carum amnioides)

Tabiati 3. derece sicak ve kuru bitkiler

 

Aci bakla :  (Lutipinus termis)

Ban otu :  (Hyosciamus niger)

Biber, Sivri biber, Darül fülfül :  (Piper lomgum) 

Cavsir otu :  (Opopanax chironium)

Centiyane, Esek turpu :  (Gentiana lutea)

Ceviz, Cevz :  (Juglas regia) 

Çadir usagi, Usak :  (Gum ammoniae; Dorema) 

Cin saçi :  (Cuscuta epithymum) 

Çöpleme, Harbak-i esved :  (Helleborus niger)

Çördük otu, Zufa-i yabis :  (Hyssopus officinalis)

Defne, Taflan :  (Nerium odorum) 

Ebu cehil karpuzu, Hanzal :  (Citrullus colocynthis) 

Isirgan otu, Ancura :  (Urtica urens )

Günlük, Sigla, Astarek :  (Styrax officinalis) 

Kaplan otu, Durunc :  (Droncum hookeri) 

Karanfil :  (Caryophyllus aromaticus) 

Kudret helvasi, ustur :  (Ecinops echinatus) 

Ökse otu, Dibk :  (Viscum album Küsküt, 

Mercankösk, Merzencus :  (Origanum majorana)

Sarimsak, Sum :  (Allium sativum) 

Satikorn, Buyanis :  (Petroselinum sativum)

Sedr agaci, Divdar :  (Cedrus deodara) 

Sakayik, Azeryun :  (Helianthus annus)

Seytantersi, Ancudan :  (Ferula assafoetida) 

Tarçin, Darsini :  (Cinnamomum zeylanicum) 

Tere, Circir :  (Eruca sativa)

Zencefil :  (Zingiber officinale)

Tabiati 3. derece sicak ve nemli bitkiler   

Sogan, Basal :  (Alium cepa)

Turp, Fucl :  (Raphanus sativus)

Tabiati 4. derece sicak ve kuru bitkiler  

Beladur agaci, Mürekkep agaci :  (Semecarpus anacardium)

Afyon :  (Papaver somniferum)

Seytantersi, Hiltit :  (Ferula assafoetida) 

Hardal :  (Brassica juncea) 

Kaplan otu :  (Doronicum)

Defne, Mazeryun :  (Daphne mezerium)

SOGUK TABIATLI BITKILER

Tabiati 1. derece soguk ve kuru bitkiler  

Armut :  (Pirus communis)

Ayrik otu, En- necil :  (Chiendent)

Çinar, Dulb :  (Platanus orientalis)

Gül, Verd :  (Rosa damanescena) 

Bögürtlen :  (Rubus fructicosus) 

Bakla :  (Vicia faba)

Belbal, Rimz :  (Caroxylon articulatum)

Ban otu, Henbane, Benc :  (Hyoscyamus niger) 

Nar çiçegi :  (Punica granatum) 

Erik :  (Frunus domestica) 

Helile, Balilac :  (Terminalia balerica) 

Kina, Henna :  (Lawsonia alba) 

Armut, Iccas :  (Pirus communis) 

Ayva, Sefercel :  (Cydonia oblonga) 

It üzümü, Inebüs-saleb :  (Solanum nigrum) 

Mazi, Afs :  (Quercus infectoria) 

Sahtere otu, Sahterec :  (Fumaria officinalis) 

Esek marulu, Sencar :  (Onosma echioides)

Atkuyrugu, Zenebül- hail :  (Equisetum arvense)

Tabiati 1. derece soguk ve nemli bitkiler   

Ispanak :  (Spinacia oleracia)

Civan perçemi, Birincasf :  (Achilea millepholium)

Menekse, Benefsec :  (Viola odorata) 

Ebegümeci, Hubbazi :  (Salix caprea) 

Hatmi :  (Althaea officinalis ) 

Kuzu kulagi, Hummas :  (Rumex acetosa) 

Kavun :  (Citrullus vulgaris) 

Zeytin :  (Olea europea)

Tabiati 2. derece soguk ve kuru bitkiler 

 

Dari, Cavers :  (Panicummiliaceum)

 

Besparmak :  (Potantilla anserina)

 

Bakla :  (Vicia faba) 

 

Hurma tomurcugu, Cummar :  (Phoenix dactylifera) 

 

Palamut, Mese palamutu, Bulut :  (Quercus robur) 

 

Keçi boynuzu, Harnub :  (Ceratonia siliqua)

 

Kadin tuzlugu, El berbaris :  (Berberis vulgaris) 

 

Kuzu kulagi, Ribas :  (Rheum ribes) 

 

Sumak :  (Rhus coriaria)  

 

Demirhindi :  (Tamarindus indica) 

 

Hashas :  (Papaver pomniferum) 

 

Üstübec, Isfidac :  (Plumbum carbonicum)

Tabiati 2. derece soguk ve nemli bitkiler 

Emleç Helile meyvasi :  (Emblica officinalis) 

Erik, Icas :  (Prunus domestica)

Hiyar :  (Cucumis sativus) 

Menekse, Benefsec :  (Viola odorata)

Palamut, Bellut :  (Kuercus ilex) 

Kayisi, Mismis :  (Prunus armeniaca)

Kult :  (Delichos biflourus) 

Seftali, Huh :  (Prunus persica)

Tabiati 3. derece soguk  ve  kuru bitkiler

Abdüsselam otu :  (Mandrogora officinarium)

Kafur :  (Unnamomums) 

Beyaz tatula :  (Datura fastuosa)

Kantaron :  (Erythrae centraurium)

Kiliç otu, Zehre-i beng :  (Acmella)

Kara hashas, Hashasi esved :  (Papever somniferum)

Tabiati 3. derece soguk  ve  nemli  bitkiler 

 

Marul :  (Lactuca sativa)

Semiz otu, Baklatül hemka :  (Portulaca) oleracea) 

Temir hindi :  (Tamarindus indica)

Nilüfer :  (Nymphaea lotus)  
 
 
Ibrahim Hakkari
Arastirmaci-Yazar
 
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Gidalarin Tabiati...

    Canlilarin hayatlarini devam ettirebilmek için disaridan agiz yoluyla aldiklari her türlü yiyecege “gida veya besin” diyoruz. Çocuklarin büyümesi, organlarin çalismasi, eskiyen hücrelerin yenilenmesi, günlük faaliyetlerimizi yürütmek için, Ihtiyaç duydugumuz enerji hep besinler yoluyla temin edilmektedir. Insanlarin kendi tabiat yapilarina uygun soguk ya da sicak tabiatli gidalari tercih etmesi gerektigi aksi halde saglikli yasamin mümkün olmayacagini bilmeleri gerekir.


    Saglikli beslenmek, kisinin içinde barindirdigi özelliklerin olusturdugu yapiyi esas almalidir. Beslenme uzmani Roland Possin, besinlerin yaptigi farkli etkilerin oldugunu açikliyor. Bu yolda ilerleyerek eski Yunanlilarin ve Hint Tip Sistemi Ayurveda'nin unsur ögretisini temel alarak (klasik dört unsur; ates, toprak, hava, su), hangi besinin hangi unsuru güçlendirdigi ya da zayiflattigini belirliyor. Hazirlamasi kolay, pratik tariflerin yani sira insanin kendi yapisiyla uyumlu beslenmesine yol gösterici çesitli fikirler de sunuyor.

 

    Bal : (Sicak ve kuru)  Ibn-i Sinaya göre damarlari ve damar agizlarini açar; çekici etkisi nedeniyle organlarin derinligindeki rutubeti çeker; dokularin çürümesini, bozulmasini ve özellikle de tabiati soguk ve nemli olan mideyi (dengeleyici olarak) güçlendirir. Bal en az 3000 seneden beri birçok rahatsizligin tedavisinde kullanilmistir. Yakin zamanda yapilan bilimsel arastirmalar balin mucizevi etkilerini göz önüne seriyor. Bal asirlardir yanik, yara ve deri ülserlerini iyilestirmek için kullanilmistir.

 

   Etlerin Tabiati : Ibn-i Sina’ya göre gidalarin içinde en iyisi koyun etidir; eksimsi ve yumusaktir. Genç deve ve keçi etleri, hem besleyici, hem de kolay hazmedilir. Yasli develere göre genç develerin etleri daha besleyicidir. Iyi süt emmis kuzularin etleri, kara koyunun eti beyaz koyunun etine nazaran daha lezzetlidir. Erkek koyunun eti disininkinden daha besleyicidir. Etin en iyisi ve sindirimi kolay olani, semiz, sert ve kemige yakin olanidir. Hayvanin sag tarafinin eti sol tarafinin etine göre daha hafif ve daha iyi olur. Kasli dokularin eti, diger bölgelerin etine göre daha temiz ve pak olur.

 

   Sinirsiz olan gevsek etler, özellikle süt veren meme ve tükürük salgilayan dil gibi organlarin etidir. Bu tür organlar balgami yapidadir ve besleyici degeri kasli bölgelerin etleri gibi temiz ancak besleyici degildir. Meme ve koç yumurtasinin besleyici degeri fazladir. Kalitesi düsük olan, destek (yastik) niteligindeki etlerdir.

 

    Karacigerin damarlarina yakin etler ve diger damarlara yakin etler, kalp eti, dokusu dut gibi olan et ve memenin eti gerçekten çok besleyicidir. Kus etleri içinde yararli olanlar, keklik ve kümes hayvanlarinin etidir. Benzerlerinin etleri besleyici degildir. Tabiati kuru olan küçük hayvanlarin etleri, büyüklerine göre daha lezzetlidir. Mesela, oglak eti keçiye göre daha iyidir. Keçi etinin olusturdugu hilti (vücudun içindeki organlarin temel sivilarini olusturan safra, sevda, kan ve balgam) bazen zararli olabilir. Teke eti ise, kesinlikle iyi degildir (zararli ve kötüdür).

 

     Yirtici kuslarin etleri de iyi degildir, yenmez. Büyük yabani su kuslari, diger yabani kuslar, tavus kusu, orman güvercinleri, bagirtlak kusu ve buna benzer kuslar da yenmez. Bütün kuslarin tabiati, dört ayakli hayvanlara göre, sigir eti, keçi etinden daha kurudur. Koyun etine göre hazmi daha zordur. Kesinlikle, hayvanlarin hepsi çok besleyici ve çabuk isiticidir.

 

    Bitkisel Yaglarin faydalari içinde yasemin ve susam yaginin tabiati üçüncü derecede sicak ve kurudur. Ancura yagi ve safran yagi birinci derecede sicak ve rutubetlidir. Nergis yagi ikinci derecede sicak ve nemlidir. Ebegümeci yagi ikinci derecede sicak ve nemlidir. Ayni sekilde, ban yagi ve aci badem yagi ikinci derecede sicak ve nemlidir. Ayva yagi da bunlara çok benzer. Papatya yagi normal derecede sicaktir. Dereotu yagi da papatya yagina benzer, ondan daha isitici etkilidir. Nergis yagi kuvvet ve etki yönünden dereotuna benzer, fakat nergisin kokusu daha fazladir; dolayisiyla basa sürmek için uygun degildir. Menekse yaginda kabiz etkisi yoktur, ancak onda az miktarda sogutucu etki vardir. Sedef otu yag çözücü, eriticidir.

 

     Süt’ün tabiatindan bahseden Lokman Hekimler, koyun ve inek sütünün sicak ve nemli tabiatindan dolayi soguk ve kuru tabiatli olan organlara, Keçi sütünün ise soguk ve rutubetli tabiatindan dolayi, sicak ve kuru tabiatli olan organlara iyi geldigini belirtiyorlar. Karsilastigim eski el yazmasi kitaplarin bir çogunda, karaciger hastaligina yakalanan bir hastaya özellikle deve sütünü tavsiye etmelerinin nedeni, deve sütünün tabiatinin soguk ve kuru, karaciger organinin ise tabiatinin sicak ve nemli olmasindan dolayidir. Çünkü burada söz konusu gidalarin soguk ve sicak dengeleri saglanarak hastaliga sifa olmasidir.

Nar: (Sicak ve Kuru) Nar’in tabiatinin sicak ve kuru olusu, soguk ve nemli tabiatli organlardan biri olan mide’ye çok iyi gelmektedir. Ibn-i Sina’ ya göre de nar’in tabiati sicak ve kurudur. Midenin tabiati ise soguk ve nemlidir.

Elma : (Sicak ve Kuru) Elma, bilimsel açidan da baktigimiz zaman yatistirici özelligi ve rahat uyku verdigi söylenir. Beyin ve sinir sistemlerinin tabiatlarinin soguk ve nemli, elma’nin da sicak ve kuru olusu bu dengeyi saglamaktadir.

 

Domates: (Soguk ve Kuru) Domatesin karaciger ve böbreklerdeki atesi düsürmeye yönelik faydali oldugunu söyleyen bilim adamlarinin görüsleri vardir. Domatesin tabiatinin soguk ve kuru olmasi; karaciger ve böbreklerin sicak ve nemli tabiatli olmasi nedeniyle bu organlara fayda saglamaktadir.

Marul : (Soguk ve Kuru) Bilim adamlarinin tavsiyeleri arasinda marul’un, aybasi ve bogmacaya iyi geldigi belirtilmistir. Ibn-i Sina’nin kaynaklarinda marul’un tabiatinin soguk ve kuru olmasi, kanin ise sicak ve nemli tabiati nedeniyle bu hastaliklara fayda sagladigi isaret edilmektedir.

 

Seftali : (Soguk ve Nemli) Bu meyvenin içerdigi faydalarin basinda, tabiati sicak ve kuru olan dalak hastaligina iyi geldigidir.

 

Sarimsak : (Sicak ve Kuru) Sayisiz faydalari oldugu kanitlanan ve özellikle beyin (tabiati soguk ve nemli) tahribatina yol açan hastaliklara iyi geldigidir.

 

Muz : (Soguk ve Nemli) Mide organiyla ayni tabiata sahip oldugundan dolayi hazmi zor ve kabiz edici bir özellige sahiptir. Bunun telafisi tabiati sicak ve kuru gidalarla dengelemektir

 

Sicak tabiatli gidalardan, koyun, kuzu, tavuk ve diger kanatli hayvan etleri; koyun sütü, inek sütü, peynir, sadeyag, kaymak, bugday, pirinç, nohut, ceviz, badem, sogan, kirmizi – yesilbiber ve kuru fasulye olarak siralayabiliriz.

 

Soguk tabiatli gidalar ise, balik, keçi eti, deve eti, yogurt, peynir, misir, arpa, mercimek, bakla, turp, kabak, bamya, kavun, karpuz, armut, muz ve ayva’dan olusmaktadir.

.

                “Yemek ilaç olmali, yoksa ilaç yemege dönüsür.”

                                                (Hipokrat)

Ibrahim Hakkari 
Arastirmaci - Yazar  
 
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Tibet Hekimlginde Ilaçlar...

    Tibet hekimliginin temeli olarak dört tabiat (Ates, toprak, hava ve su) alinmistir: Dört tabiatin uyumu bozuldugunda, hastalik ortaya çikar. O yüzden, hasta tedavi edilir; hastalik ise, tedavi edilmez. Teshis koymak için ekspres metot usulü kullanilir. Çabuk teshis koyma, temel olarak, göz, avuç, kulak, ayak tabanina bakmakla baslar. Bu organlarin her birinin kendi haritasi vardir; orada her organin yeri, organizmadaki görevi, diger organlarla iliskileri gösterilmistir.

    Tibet hekimliginde modern tiptaki meshur tahlillere, röntgen, ultrasyon, kan, idrar tahlili yerine ekspres metot usulünde tahlil, sadece olgulara dayanmaktadir. Her hastaligin kendine özgü isaretleri vardir; onu yok saymak ya da dikkate almamak mümkün degildir.

    Hastaligin meydana gelmesi çesitli sebeplerden dogar: teshiste,  hastanin hissettikleri ve sikayetleri dikkate alinir. Genel durumu kontrol edilir. Bunun için, ilk olarak kan damarlarinin atisina bakilir ( günümüzde damar atisinin 850 çesidi bilinmektedir) ; cilt rengi muayeneden geçirilir. Tedavi organizmanin temizlenmesiyle baslanir. Mide, kan, bogaz, akciger, karaciger ve baska organlari temizlenmeden, onlarin tedavisinde söz edilmemesi dogrudur. Midenin temizlenmesi için, zeytin yagi, Frenk kimyonu yagi, egir yagi, anason yagi, sifali bitkilerle birlikte verilir. Saf tereyagi mide bulantici olarak kullanilir.

    Kan-damar ile kani temizlemek için, susam ile nardan üstün ilaç yoktur. Bogaz temizlenmesi için, sarimsak esiz bir ilaçtir.

    Tibet hekimliginde, otlarin dumani, ot içmek (sigara gibi) yaygindir. Mesela, kekik dumani ile korkmus çocuklari tedavi ederler; ayvadane dumanina bronsiyal astim ile hastalananlari tutarlar. Kronik bronsitte, zatürreeye  dönüsenlere de bu sifa iyi gelir. Agaç kabugunun dumani ile akciger hastalarini tedavi ederler. Garmala ile ardiç dumani, çok agir (kirli) tozlardan meydana gelen hastaliklarin tedavisinde bulunmaz ilaçtir.

    Hayvansal Ilaçlar : Tibet hekimliginde hayvanlardan alinan veya hayvanlarla ilgili olan ilaçlar önemli yere sahiptir. Bunun temelini, hayvanlar dünyasinda yasayan bütün çesitler ve siniflar olusturur. Yengeç türü ve eklem bacaklilarin yüzden fazla çesidi ilaç olarak kullanilmaktadir. Ilaç yapiminda birkaç çesit yilan, kertenkele, kurbaga ve semenderden yararlanirlar.

   Tibet farmakolojisinde, en sevilen sifa ilaci olarak akrebi kullanirlar. Akrep, örümcekgiller sinifindaki omurgasiz hayvanlar takimina aittir. Akrebin vücudunun uzunlugu birden on santimetreye kadar olup, bas, gögüs, çene ve parçalara ayrilan karnindan olusur. Karninin son kabarik bölügünde iki bez vardir. Onun sirri zehirli olmasindandir. Bezlerin çiktigi deliginde sivri aski gibi diken mizragi vardir.   O, akrebin korunma ve saldirma silahi sayilir. Akrepler, zar kanatlilar, örümcekler, kirkayaklar ile beslenirler. Akrebin kaninin, zehirine göre antitoksin etkiye sahip oldugunu I.I. Meçnikov ispatlamistir. Zehirin kimyasal terkibi hala bilimsel olarak bilinmemektedir. Akrebin tümünü narkotik ve sedatif ilaç olarak kullanirlar. Yakilmis akrebin külünü böbrek taslarini çikarmak için uygularlar. Kuyrugu ise, antitoksit ilaç olarak kullanilir: canli akrepler ile eksitilmis bitki yagini kulak iltihaplarina karsi kullanirlar. Akrebin tamami veya kuyrugu toz seklinde baska ilaç maddeleri ile birlikte kullanilir Tibet hekimliginde, akrep gibi ayni yöntemlerle çiyani’da kullanirlar.

    Çiyanlar genel olarak sicak ve iklimli ülkelerde bulunmaktadirlar. Onlarin vücudu uzun (30 cm), solucan gibi bölüklenmis, 25-17 bölükten olusur; iki bölük iki güçlü ayak çenesini tasir. Onun dibinde zehirli bezi bulunur, yukari bölgesinde ise, keskin tirnagi yerlesmistir; o bezin düdügü açik sekilde olur. Tibet hekimliginde, güçlü antitoksik, spazmolipük ve sedatitlik ilaç olarak çiyanin bütün bedeni kullanilir. Çocuklarin lenf bogumlari verem oldugunda tavsiye ederler. Romatizma ve böbrek tasi olanlara 0,1 gr. Alinmasi tavsiye edilir. Çin doktorlari, çiyani ilaç olarak kabul eden kadinlarin hamile kalma yeteneklerinin durdugunu belirtmistir. Toz haline getirilen çiyani bazi cilt hastaliklarina karsi kullanirlar.Tibet hekimliginde ari balida yaygin olarak kullanilir. Balda ortalama %18 su, %74,4 monosakkarit-glikoz ve früktoz, %1,3 seker kamisi, %4,7 nisasta zamklari ve baska seker olmayanlar, %0,45 nitrojenli bilesikler, %0,19 mineral  maddeler, % 0,1 organik asitler, fermentler-diastaza, inventaza, lipaza, fazla sayida olmayan bazi B grubundaki vitaminler ve askorbik asit bulunmaktadir. Bal hafif yumusatici etki verir ve halsizlikten zayiflandiginda veya mide ülserinde hazmedici sifali bir ilaç olarak kullanildigi bilinmektedir. Ayrica balin antimikrop özelligide vardir. Tibet hekimliginde bal, kuvvet verici ve öksürüge karsi ilaç olarak kullanilmaktadir. Tibet doktorlari, bali midede yara olustugunda, yaraya karsi baska ilaçlar ile birlikte ve sisilige karsi sifa olarak da verirler.

   Tibet hekimliginde, domuzun bagirsak ve böbrek yagini iç- dis hastaliklara karsi kullanirlar. Içilen ilaç olarak akciger tüberkülozu hastaliginda, sürülücü ilaç olarak merhemler için temel hamadde seklinde kullanilir.

   Tibet hekimliginde, Sklerodermi, miskin hastaligi ve baska hastaliklarda, Japon san yilaninin bedenide çok kullanilir.

Bu yilan,Primor bölgesinin güney kisminda, Kore’de, Kuzey  Dogu ve Güney Dogu Çinde yasarlar. Japon san yilanina(zehirsiz yilan) nemli bölgelerde ve günesli dag kiyilarinda taslarin altinda rastlanir. O, karincalar, karada ve suda yasayan küçük canlilar ile beslenir. Tibet doktorlarinin yazdigi reçetelere göre, yilan baska ilaç maddeleri ile birlikte kaynatilir veya kurutularak toz sekline getirilir.

    Tibet hekimliginde, su samurunun eti pisirilmis olarak kullanilir. Onu genel enerji verici ilaç olarak, akciger tüberkülozunda, böbrek hastaliklarinda uygularlar.

   Kirpinin derisi ile eti, kani durdurmak için ve antitoksin olarak kullanilir. Tibet doktorlari, onu akciger tüberkülozunda, felç ile sonuçlanan beyin kanamalarinda, miskin hastaliginda baska ilaç maddeleri ile birlikte uygularlar. Derisi ise, iç organlarin kanamasinda kullanilir. Kirpi eti, pismis, tuzlanmis ve kurutulmus olarak, kaynatildigi suyu ile birlikte kullanilir.

 

    Kurutulmus ocak çekirgesinden hazirlanan toz, dizurik (idrar bozulmasi sonucunda ortaya çikan hastalik) için ilaç olarak kullanilir.

 

    Kuslarin ise özellikle kalkan bezlerine deger verilir.

Yirtici hayvanlardan, Tibet hekimliginde özellikle kaplan degerlidir; onun bedeninin bütün bölgelerinden çok sayida ilaç elde edilir. En iyisi ise, kaplanin kemiklerinden yapilir.

 

    Tibet hekimliginde, incili istiridyeler ayrica önemli bir yere sahiptir. Ilaç olarak kullanilan istiridyeler deniz suyunda da, tatli suda da yasarlar. “inciciler” dendiginde, denizdeki ve tatli sulardaki bazi istiridyelerin genel adini anlariz. Onlar güney denizlerinde yasarlar  ve yerinden kipirdamadan ömürlerini geçirirler. Tatli sularda istiridyeler, nehirlerde ve irmaklarda bulunur. Iç yüzünde kalin, parlayan sedefli yüzeyi bulunur. Iyice temizlenmis incicilerin kabugu toz haline getirilerek, hem tek basina, hem de baska ilaç maddeleri ile birlikte iltihap hastaliklarinda, vücut isisinda ates düsürücü ilaç olarak kullanilir. Osteomisli de karsi da bu toz uygulanir. En degerli toz olarak, o sedefli kabuklardan ve incicilerden yapilan tozlar sayilir.

Ibrahim Hakkari
Arastirmaci-Yazar
 
 
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive

Ay'in Bitkiler Üzerindeki Etkisi...

     Ay isinlari sadece insan üzerinde degil, bitkilerin gelismesine, biyolojik etken maddelerin birikmesine de yararli olur. Fidan dikerken, ayin yeniay, dolunay olusu ya da küçülmesi dikkate alinmasi gerekir. Ay evresi 29,5 gündür.

Bunlar dörde ayrilirlar:

 

   1)  Yeniay döneminden yedi güne kadar onun daha olgunlasmamis süresi sayilir. Bu sürede, insanlarin okumaya, akil gerektiren islere karsi arzusu artar; beyin fonksiyonlarinin islekligi aktif hâle gelir. Bu sürede mümkün oldugu kadar güç gerektiren agir islerden uzak durmak gerekir. Beslenmede ise, genel olarak sütlü besinlerle yetinmek iyidir. Agir ve acili yemekler az kullanilmalidir.

 

    2) Gençlik süresi, ayin 7,5 gününden sonra dolunaya kadar olan süresidir; yani 7,5 - 14,5 günleridir. Bu süre de çalismaya en uygun zamandir. Genel isleri bu sürede tamamlamak iyidir. Ama bu sürede de organizma biraz zayiflamaya baslar.

 

    3) Durma süresi, 14 günden 21,5 güne kadarki süredir. Bu sürede agir isler yapilmamalidir. Bu sirada kronik hastaliklarda ilerleme olabilir. Mümkün oldugunca organizmayi fazla atiklardan aritmanin yollarini aramak gerekir.

 

    4) Yaslilik süresi, ayin son evresidir. Bu sürede bütün isleri birakip, mümkün oldugu kadar dinlenmeye fazla zaman ayirmak yararlidir.

 

     Ay, yer gezegeninin ayrilmaz yandasidir. Yeryüzündeki bütün canlilara kendi etkisini gösterir. Bundan dolayi, atalarimiz ayin biyoenerjik dalgalarina eskiden beri önem vererek, ona göre davranmislardi.  Insanlarin, her bitkinin kendine has özellikleri var oldugunu ve bu bitkilerin sifatlarini ögrenerek, yararli islerde kullanmalari gerekir.

 

    Gürültüyü bastirip, onun zararini azaltabilen bitkiler, agaçlar vardir.

    Bunlar, akagaç, mese, kavak agaçlaridir; genelde sokak kenarlarina, parklara dikilmesi yararlidir.

 

    Günes radyasyonunun zararli isinlarindan korunmak için, köknar, ardiç ve karaardiç yetistirilmelidir.

 

    Oto araçlarindan çikan zararli gazlardan korunmak için, kuskirazi, leylak, elma, atkuyrugu, meyve agaçlari, otsu bitkilerden ise, özellikle ayvadana ile pelin faydalidir. Mümkünse, bunlarin benzin istasyonlarinin yaninda yetistirilmesi tavsiye edilir.

 

   Arabalarin çok geçtigi anayollarin kenarlarinda ise, kursunu kendine çeken bitkiler yetistirilmelidir. Bu grup, atkuyrugu, kusburnu, akagaç, pitrak, gümüs dügme otu, nergis, ogul otundan olusmaktadir.

 

    Bitkilerin çogu salgiladiklari eter yaglari sayesinde havaya dagilmis zararli mikroplari ve virüsleri yok eder. Bitkilerin böyle özelliklerine de önem verilmelidir. Meselâ, verem mikro bakterisine karsi, ardiç çesitleri, ihlamur, adaçayi, sedef otu, pelin, ayvadana fevkalâde etkilidir. Agaçlari üç gruba ayilabiliriz:

 

   Birinci grup besleyiciler enerji verenler (tabiati sicak),

   ikinci grup sindiriciler enerjiyi kendine alanlar (tabiati soguk),

   üçüncüsü ise, tarafsiz agaçlardan (dengeli tabiat) olusmaktadir.

 

   Enerji verici agaçlar, mese, ardiç, akça agaç, üvez agaci;    

   Enerji alan agaçlar, akkavak, karakavak, titrek kavak, acirga, yesil çam, ceviz, inci çiçeginden olusur.

   Nötr agaçlar ise, akagaç, seftali, incir, kayisi, kusüzümü, visne, elma, armut ve erik’ten olusur.

 
 
Ibrahim Hakkari
Arastirmaci-Yazar 
 
 
Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive
« Previous1Next »