Posted by
LOKMAN TAHA on Tuesday, May 19, 2009 4:44:09 PM

Insan Tabiatlari
Bilgin ve Alimler tarafindan yüzyillardir arastirmalar neticesinde meydana
gelmistir. Bu konuyu en çok irdeleyen bilginlerin basinda Empedokles, Aristo,
Hipokrat, Kindi, Aristoteles, Ebubekir Razi, Ibn-i Sina, Fahreddin Razi,
Kuseyri, Muhiddin-i Arabî, Farabi, imam Suyuti, Davut Antaki,
Mevlana, Yunus Emre, Haci Bektas Veli, Fuzuli, Ibrahim Hakki Erzurumi ve Said
Nursi gelmektedir.
Ilmi ve felsefi açidan
içi doldurulan “Insan Tabiatlari” manevi yönden de güncelligini sicak
tutmaktadir. Insan, yasaminda açiklayamadigi olgulara “Ruhani Olaylar” diyerek isin içinden siyrilma
yolunu seçmistir. “Ruhani Olaylar” toplumumuzda genel olarak soyut düsünce
olarak deger buldugundan tartismaya açik bir konu olarak görülmektedir.
Bu konulardan birisi de Insan Tabiatidir.
Insan Tabiati nedir? Ne ise yarar, herkes kendi tabiatina göre mi hareket
eder? Tabiatimiz hayatimizi nasil etkiler? Organ ve bitki tabiatlari nelerdir?
Evlilikte kisinin tabiati önemli midir? Herkes kendi tabiatini bilmek zorunda
midir? Sorulari pes pese gelmektedir. Sorular yanit bulduktan sonra daha farkli
sorular gelir mi? Bir baska deyisle insan tabiatinin bilinmesi insanliga ne
kazandiracak veya ne kaybettirecektir? Insan ve organ tabiatlari; kisilerin
dogdugu yani yaratilis itibariyla yapisal (bünyesel anlamda) özelliklerini
olusturan ve degismeyen tabiatlardir. Özellikle saglik alaninda bu konuya dünya
tip âlemine uzun yillar hocalik yapmis olan Ibn-i Sina eserlerinde
“Bireylerin kendi bedensel organ tabiatlari bilinmeden tam
anlamiyla teshis ve tedavinin mümkün olamayacagini net bir dille insanliga
duyurmustur.”
Hipokrat ve Ibn-i Sina’dan sonra da nice tip bilginleri gelmis, Tabiatlar
konusunu irdelemis ve gelistirmislerdir. Birakilan böylesine büyük bir mirastan
günümüz tip dünyasi yeterince faydalaniyor mu? Yaklasik 1000 yil öncesinden
ortaya attigi ve somutlastirdigi fikirlerle anilmasi gereken tip ilminin babasi
Ibn-i Sina’nin eserleri yerine, isminin sadece birkaç hastaneye verilerek
anilmasi ne kadar dogrudur? Dünya tip uzmanlarinin deger verdigi, fikirlerini
benimsedigi Ibn-i Sina, neden üniversitelerimizde gereken ilgiyi görmemektedir?
Ibn-i Sina, yalnizca “insanin organ tabiatlarini” incelemekle sinirli kalmamis,
hastaliklar ve tedavisinde de çok basarili çalismalar yapmistir. Yaptigi
çalismalari tedaviye yöneltip ilaç tabiatlarini da inceledigi gibi ilkel
kosullarda dünyada ilk kez katarkt ameliyatini da basariyla gerçeklestirmistir
ve bu durum tüm dünya tarafindan bilinmektedir.
Biraktigi eserler incelendiginde, organ yapisinin belirlenmesi (soguk
veya sicak tabiatli), teshis (hastaligin belirlenmesi) ve tedavi (ilaçlarin
soguk ,sicak, kuru veya nemli) siralamasinin yapilmis oldugunu görmekteyiz.
Ilkel kosullarda tibbi bu kadar mükemmel kullanabilme becerisi göstermesi
kafamiza takilan sorulara cevap getirmektedir.
Ancak, cevap bulan sorular simdi yeni sorular ve kuskulari getirmekte.
Aklimiza ilk gelen soru: Üniversitelerimizin Tip Fakültelerinde
“organ ve ilaç tabiatlari” ve buna uygun tedavi yöntemleri, günümüz
tibbina kaynak teskil eden geçmiste yasamis ünlü tip bilginlerimizin eserleri
neden yeterince incelenmemektedir?
Buna bagli olarak, organ ve ilaçlarin tabiati konusunda dünyanin en
gelismis ülkesi sayilan Amerika’da bile Çin tibbi ve bitkisel tedavi konulari
incelenirken niçin biz her seyi önce batililarin yapip onlardan hazir olarak
almayi bekliyoruz?
Kanitlanmis bulgulara ragmen sahiplenme duygusu gelismiyorsa elbette
burada birtakim bosluklar dogacak ve bu boslugu dolduracak birileri çikacaktir.
Bugün boslugun doldurulmasi çok degisik boyutlara varmistir. Bunun örneklerini
üzülerek görmekteyiz. Günümüzde bu boslugu ne yazik ki bir takim medyumlar,
falcilar, cinciler olarak adlandirilan çikar (rant) gruplari doldurmustur. Kendi
adima bu tablodan utanç duymaktayim. Çok degerli arastirma ve saptamalariyla
bilimsel tibba isik tutan ilk bilginlerimizin tezleri, bence kendini bir sey
sanan üç bes falcinin, medyumun, cincinin elinde kalmamaliydi.
Bilginlerimizin özellikle insan sagligini yakindan ilgilendiren
konulardaki tezlerine sahip çikilmamasinin nedeni baska nasil açiklanir
bilemiyorum. Umarim ben yaniliyorumdur ama gelismeler beni hakli çikarmaktadir.
Burada “insan ve organ tabiati”nin çok önemli oldugu gibi “ilaç
tabiatlari”nin da önemli etken oldugu gerçegini görmekteyiz. 980
-1037 yillari arasinda insan sagligi ve huzuru için sayisiz arastirmalar yapan
ve biraktigi eserlerle sorularimizi yanitlayan Ibn-i Sina’yi rahmetle, saygiyla
ve minnetle aniyorum…
Ibrahim Hakkari /Arastirmaci-Yazar