About Me

Name: LOKMAN TAHA
Email: lokmantaha@hotmail.com Biography
Loading...

Create Your Own Blog Find Other Townhall Blogs

Comments

Archives

Blog Roll

 

Insan Tabiati ve Genler...

  

    “Tabiat” konusu bilim adamlari tarafindan çözümlenmesi gereken bir bilim dali olarak benimsenmistir. Dünya bilimi önemli asama kaydederek “Insan Tabiati” ya da baska bir deyimle “Gen” konusunu derinlemesine incelemeye alarak özellikle binlerce yil öncesinden ortaya atilan ve adeta bir sifre haline gelen 4 rakami üzerinde durmaktadir.

    Ibn-i Sina’nin ortaya attigi tezde 4 rakami “Ates, Toprak, Hava ve Su” olarak analiz edilmesi ile genetik bilimindeki 4 rakami “A,C,G,T” arasindaki benzerliklerin olmasi dogrusu düsündürücü  bir  konu.

 

    Günümüz biliminde, her canli sistemin yaratilisinda dört çesit kimyevî molekülden (nükleotidten) kurulmus, 'A,C,G,T' olarak bilinen sembolik bir lisan kullanilir. 4 rakaminin bilimsel arastirmalarda da karsimiza çikmasi bir tesadüf olmasa gerek. Kullanilan bu lisan, canlinin temel modelini ve kalibini belirleyen genetik programin sifrelenmesinde is görür. Genom olarak isimlendirilen bu program kitapçigi, Kur'ân'in tarif ettigi çerçeve içinde "Imam-i Mübin" isimli kitabin bu âlemdeki bir numûnesidir. Çiplak gözle görünen ve görünmeyen; bütün canli varliklarin hayata mazhar olabilmeleri ve hayatlarini devam ettirebilmeleri için hücrelerine yerlestirilmis bu programin kodlanmasinda kullanilan alfabe, genel cümle kurma kaideleri ve programin isleyisinin bir çok bakimdan bütün canlilarda ayni olusu, hepsinin tek bir kudret elinden çiktigini gösterir.

 

    Bu ortak alfabe, bütün canli sistemleri birbirine baglayarak onlarin bir hayat agi ve besin zinciri kurmasini da saglar. Her canlinin hususî bir plânla yaratilisi ve hayat agindaki rolleri, bu program kullanilarak belirlenir.

 

    Canlinin hayati için bir kalip vazifesi yapan ve onun metabolik reaksiyonlari için bir çalisma programi teskil eden genom (veya genlerin toplami), hücrenin disinda izole edildigi takdirde, potansiyel olarak kendine yüklenmis olan hususiyetlerini ortaya koyamaz. Yaratici'nin genlerin mahiyetine yerlestirdigi özellikler, ancak hücrenin içindeki sitoplâzma adini verdigimiz ortamda tam olarak çalisabilmekte ve sadece maddî biyolojik karakterler olarak kendini gerçeklestirebilmektedir.

 

   Biyolojik karakterlerin ruh, kalp ve vicdan gibi mânevî özelliklerle münasebeti ise su an için bizim meçhulümüzdür. Genetik program (genom) canlinin her bir hücresinde bulunur. Ancak sadece cinsiyet hücrelerindeki genom nesilden nesile yavrulara aktarilir.

 

Genom Nedir?

 

    Canli sistemlerin en temeldeki fonksiyonel birimi hücre oldugundan, bir organizmayi biyolojik açidan, hücrelerin fizikokimyevi yapisi, isleyisi ve organizasyonu olarak görürsek, hücredeki bu fizikokimyevî özelliklerin ortaya çikarilmasinda kullanilan genetik talimatlarin hepsine genom denir. Bir baska ifadeyle her canlinin hücrelerinin içine yerlestirilmis genetik programa veya kütüphaneye genom adi verilmektedir.

 

    Insanin tek bir döllenmis yumurtadan gelismesi, insan genomundaki bilgilere (programi tasiyan kütüphane) farkli hücre, doku ve organlarin meydana gelmesiyle mümkün olmaktadir. Her canlidaki program Levh-i Mahfuz'un küçük bir modeli oldugu gibi, bu programin isleyisi, kullanilis biçimi ve deseni çok dinamik oldugundan, âdeta kudret kaleminin yaz boz tahtasi hükmünde isleyen 'Levh-i Mahv ve Isbat' defteri olarak is görmekte ve dolayisiyla sürekli olarak hayatin çesitliligini besleyecek dinamik ve kararli bir degisime maruz kalmaktadir. Bu degisimi mümkün kilan genel degisim modelleri ve kaliplari her canlinin genomunda sifrelenmistir. Her programi o türe has bir kalip içinde kilan özellikler oldugu gibi, ayni programi bütün canlilar dünyasiyla baglantili kilan ortak ve benzer özellikler de söz konusudur.

 

 Sonsuz kudret ve ilim sahibi Allah(cc)'in canlilari yaratirken sadece bir perde olarak koydugu maddî sebepleri (meselâ genetik programi) biraraya getirmekte ve isletmekte kullandigi kaide ve maddî prensipler ortak oldugu gibi, her hücrenin içine paketleyerek yerlestirdigi bu program kitapçiklarindaki bir çok cümle ve kelime de bütün canlilarda ortaktir. Ayrica programlar içinde sonsuz sayida çesitlilik üretmede kullanilan moleküler makaslar, tutkal ve kopyalama sistemleri, tamir sistemi olarak çalisan biyokimyevî moleküller ve onlarin yapiminda kullanilan bilgiler de bütün canlilarda ortaktir.

 

    Evrim teorisine inanan ateist ve materyalistlerin sasirmasina ve bakislarinin yanlisa saplanmasina sebep olan bu ortaklik, Yaratici'nin birligini, ilim ve kudretinin sonsuzlugunu ve diledigini yaratmada hür ve tek tercih edici oldugunu gösterir. Genler, çok farkli gözüken canlilarin programlarinin benzer olan alt parçalarini ve cümlelerini degisik canlilara aktarma ve o canlilara yeni özellikler kazandirmada kullanilmaktadir. Bu evrensel alfabeyi ve cümle yapim kaidelerini de belli ölçüde çözen bilim adamlari, çok farkli canlilar arasinda istedikleri genleri, Allah'in canlilar dünyasinda islettigi kurallara uygun olarak degis tokus yapabilmektedirler.

 

    Fakat kainatta mutlak determinizm yerine, Külli irade'nin tecellisini gösteren istatistikî ve sartli determinizm oldugundan, bu gen nakillerinde ve yeni gen kombinasyonlari üretmede birçok hatali ve kusurlu sakat kombinasyonlar yaninda, basarili neticeler almak da ihtimal hesaplarina göre mümkün olmaktadir. Açarsak, tek bir deneyde sürekli dogru hedefi tutturamazsiniz, çünkü moleküler seviyede ve kuantum seviyesinde belirsizlik prensibi geçerlidir. Ama ihtimal hesaplarini dogru yaparsaniz ve bir anda degisik ihtimallleri deneyerek deneyi kurarsaniz, bakterilerde basarili sekilde gen nakli yapabilir, yeni rekombinant genler ve onlari kullanarak çogalip gelisen yeni ve farkli özellik kazanmis bakteriler elde edebilirsiniz.

 

   Ancak bunu yapmak demek, bakteriden farkli bir canli türüne geçmek veya yoktan yeni bir canli yaratmak demek degildir. Neticede bakteri yine bakteridir, fakat yaratilistan sahip oldugu genetik sifresinin potansiyeli çerçevesinde bazi yeni özellikler kazanmistir. Nitekim bugün genom dizileri ve gen haritalari çok iyi bilinen bazi model organizmalari; belli proteinleri, ilâçlari, kimyevî maddeleri sentez ettirmek icin fabrika olarak kullanabiliyoruz. Gelecegin büyük bir ekonomik gücünü ve endüstrilerin temelini, Allah'in canlilari yaratirken sebebler plâninda kullandigi mekânizmalari kesfeden ve bunlari lâboratuar sartlarinda kismen tekrarlayabilen bilim adamlarinin, son otuz yildir ürettikleri bu bilgiler olusturacaktir. Çok önemli bir husus ise bu bilgilerin çevreye zararsiz yesil teknolojiler için de çok gerekli oldugudur.

   

   Canlinin genomunu teskil eden DNA moleküllerini kitaba benzetirsek, bu kitaptaki harfleri A,T,G,C sembolleri ile gösterebiliriz. Her canlinin genomu, çesitli sayilardaki bu harflerin belli bir program içinde yazilmis toplamidir. Meselâ insanda ve farede genomu teskil eden harflerin sayisi yaklasik üç milyar iken, bir bakteri türünde bu sayi yaklasik dört-bes milyondur.

 

Gen sayilari da insanda ve hayvanlarda enteresan degisiklikler göstermektedir. Insanda ve faredeki genomu olusturan harf sayisi ayni oldugu gibi, tahmini gen sayisi da yakindir. Yuvarlak solucanlarin gen sayisi 19 bin'dir. Mayada 6 bin, tüberküloz mikrobunda ise 4 bin gen vardir. Insan genomunun yüzde 97'sinin fonksiyonu bilinmiyor. Hattâ tam olarak kaç tane gen bulundugu ve bunlarin fonksiyonlari zaman içinde çözülebilecek.

  

 Son yillara kadar insanda 100.000 gen oldugu düsünülürken, son yapilan çalismaya göre ancak 30.000-35.000 gen oldugu tahmin edilmektedir. Insan ve diger canlilar arasindaki esas farklilik ise, alfabeyi yapan harflerin sayisindan daha çok, bu alfabeyi sebep yaparak yazilan mânâli cümleler ve bunlarin birbiriyle karsilikli münasebetidir. Misâl verirsek; bir insaat ustasi, mimar ve insaat mühendisi birlikte, ayni malzemeleri kullanarak, çok farkli mimarî özelliklere sahip binalar insa edebilirler.

 

    Temsilde hata olmaz noktasindan, kâinatin sahibi olan Allah (cc), sebepler perdesi olarak ayni alfabeyi ve belli sirada ve sayidaki prensipleri kullanarak, sonsuz sayida canli çesidini ( Insan Tabiatlari) yaratarak, kudretinin ve ilminin büyüklügünü akil sahibi olanlara göstermektedir.

 

     Bugün model organizmalar olarak adlandirdigimiz E.coli (bakteri), Saccharomyces cerevisae (ekmek mayasi) Drosophila melanogaster (meyve sinegi), Caenorhabdilis elegans (yuvarlak kurt), Mus musculus (fare), Arabidopsis sp. (bir bitki) gibi canlilarin genom haritalari çikarilmis durumdadir. Bunun mânâsi, bu canlilarin programlari üzerinde küçük degisiklikler yapabilecegimiz ve onlari birer mini fabrika olarak kullanabilecegimizdir. Bu canlilarin programini teskil eden bir çok cümle ve paragraf ayni oldugu için birbirleri arasinda degis-tokus yapmak mümkün hâle gelmistir.

 

   Ancak büyük degisiklikler ve programin bütünlügü ile uyumsuz olan gen alis-veris yapma çalismalari hem basarisiz olur, hem de ortaya bozuk, kusurlu ve yasamasi çok zor olan hilkat garibeleri çikarmaktan baska bir ise yaramaz. Böcek veya solucanlarda yapilan çalismalarla ortaya çikan bir hilkat garibesini gözardi edebilirsiniz, fakat bir insan embriyonundaki kusurlu degisikliklerin mesuliyetinden kurtulamazsiniz.

 

 Canli sistemlerin hayatiyetini ve mükemmelligini dogrudan ilgilendiren genomdaki harflerle yazilmis program, hassas isleyisi sebebiyle üzerindeki küçük oynamalari bile kaldiramamaktadir.

  

     Netice itibariyla, dev hacimli, kompleks ve dinamik bir yapiya sahip genom sistemi, Allah'in (cc), sonsuz ilim ve kudretinin bir göstergesi olarak önümüzde duruyor. Milyarlarca harfin kullanilarak yazildigi bu müthis kitaptaki programi görüp de onu Yazan'i görmemek hiç mümkün olabilir mi?

 

  Teshis ve Tedavinin dün’ü bugünü

 

    Bu gerçeklerden esinlenerek (Hastaligin teshis ve tedavisinin organ tabiati ile baglantili oldugu kanitlanmasina ragmen) teknolojik açidan gelisen bilimsel tip yanlis uygulama içerisinde mi? Sorusu akillara gelmektedir. Bugünkü tip alanindaki gelisen teknoloji bu bilginlerin elinde olsaydi hiçbir hastalik sonuçsuz kalmazdi.

 

   Organ tabiatlari bilinmeden yapilan teshis ve tedavi, Ibn-i Sina, Hipokrat gibi bilginlerin görüslerine ters düsmektedir. Kimi zaman kesin ölür diye rapor verilen insan, ya dogal yöntemlerle ya da farkinda olmadan tabiatina uygun gelen ilaçlarla sifa bulmaktadir. Nedeni ise organ tabiatina uygun ilacin bilinmesi ve dogru metot uygulanmasidir.

 

     Ben sahsen teknolojik olarak gelisen bilimsel tibba karsi degilim, sadece bilginlerin gösterdigi yöntemlerin uygulanmadigini söylüyorum. (yaklasik 1000 yil önce ilkel kosullarda Ibn-i Sina’nin gerçeklestirdigi göz ameliyati basariyla sonuçlanmistir.)


    Arastirmalar genel anlamda yüzyillar öncesi uygulanan yöntemlerin günümüzde de basarili olacagi yönünde. Böyle bir anlayis sizce ilkel degil mi diye sorabilirsiniz?

 

   “Bilgi ve bilginler asla eskimez.” Bugün dünyanin yuvarlak oldugunu red edebilir miyiz? Hayir, çünkü hala güncelligini ve dogrulugunu kanitlamaktadir.

 

    Günümüz dünyasinda hala “organin tabiatina göre ilaç verilmesi” ilkesi isiginda tedavi görüp sifa bulan insanlar var. Özellikle Uzak Dogu halki ve     Tibetliler bize göre ilkel sayilan yöntemlerle teshis ve tedavi seklini devam ettirmektedir. Bu gerçekten yola çikarak elbette kafalarda soru isaretleri birakmaktadir. Geçmisten günümüze isik tutan bilginlerimizin insana ve insanliga verdigi deger tartisilmaz gerçektir. Içinde yasadigimiz su gün ne yazik ki bu degerler insanlik adina degil de rant ugruna yapilmakta seklinde bir kusku uyandirmaktadir. Belki de çok hassas bir konuya deginiyorum.

 

     Bilgelerin belirledigi yöntemlerin neredeyse rafa kaldirildigini ve bunu rant saglamak için mi yapildigini merak ediyorum. Insanin aklina böyle seylerin gelmesi dogal. Yüzyillar öncesinden ortaya atilan tezler hala güncelligini koruyor ve basari saglaniyorsa ve de bu yöntemler uygulanmiyorsa elbette farkli düsünceler dogacaktir.

 

   Bilginlerin ortaya attigi tezlerin uygulanmamasindan dolayi bosluklar oldugu izlenimi sezmemiz de dogal karsilanacaktir.

 

   Ilim ve Bilim adina olumsuz düsünmek istememekle birlikte filozoflarin, alimlerin, bilginlerin titizlikle sürdürdükleri arastirmalar üniversitelerimizde neden bir kürsü haline gelmemistir? Dogrusu merak konusu…

 

Teshis, tedavi ve tani’ya bilimsel bakis

 

   Insan, organ ve ilaç tabiati konusu yüzyillar boyu yapilan arastirmalar isiginda tartismasiz bir bilim dalidir. Son yillarda gereksiz ve yanlis ilaç kullanimini engellemek için gelistirilen “Farmakogenetik analiz arastirmasi” bizim daha önce bahsettigimiz organ ve ilaç tabiatinin soguk veya sicak tabiatlari ile ayni seyi ifade etmektedir. Hastanin organ tabiatina göre ilaç verilmesinin gerektigini günümüz tibbi yüzlerce yil sonra bu görüsü kabul etmektedir. Insanin farmakogenetigi’nin (tabiatinin) bilinmesi, tip adina büyük bir kazanimdir.

 

    Insan tabiati konusuyla bagdasan ve bu konuda çok önemli arastirmalari bulunan Dr. Nesrin Erçelen’in bulgularina göre, her yil 2 milyondan fazla kisinin yanlis ilaç kullanimina bagli, ilaçlarin ters reaksiyonlari sonucu çesitli zararlar gördügünü, farmakogenetik analiziyle ilaçlarin vücuda ne kadar yararli oldugunun tespit edilebildigini ve baskasinin hastaligini tedavi eden bir ilacin çogu zaman ayni sikayet üzerine ilaci kullanan diger kisiye bir faydasinin olmayabilecegini kanitlamistir.

 

   Hastaliklarin genetik testlerle belirlenebilecegini, Ilaçlarin %70’inin genel olarak kisilere (tabiatlarina) göre yapildigini, ayni oranla “DNA'ya bakarak hastaligin hangi dilimde yer aldigini belirleyebiliyor, ilacin yan etkilerinin olup olmadigi, verebilecegi zararlarin önlenebilecegi bu yöntemle belirlenmektedir.

    Günümüzde, genetik alanindaki bilgi-birikimin kisi ve toplum sagligi yararina kullanilabilir hale geldigi bilinmektedir. Kisiye ait genetik yapinin (tabiatinin) ortaya konmasi, hastaliklarin teshisi, prognozu ( Hastaligin seyri) veya tedavi süreci gibi birçok alanda sayisiz olumlu etkiye neden olmaktadir.

 

    Insan Genetigi alanindaki ilerlemeler, tip biliminde çesitli genetik disiplinlerin ortaya çikmasini saglamistir. Bu disiplinlerden biri olan farmakogenetik, gün geçtikçe önemi artan ve tip dünyasina katkilari degerli hale gelen bir alandir.
Farmakogenetik, bireye özgü (tabiatina) genetik-metabolik profilin ilaç kullanimi üzerindeki etkisini, degisik ilaçlara karsi cevabini ve bunlara bagli olarak gelisebilecek toksisitenin nedenlerini inceleyen bir alandir.

 

ABD ve Avrupa’da, her sene etkin olamayan tedaviler için 100 milyar dolar harcandigi, 2 milyon kisinin görülen yan etkiler nedeni ile hastaneye kaldirildigi, 1000’den fazla vakada önlenebilir ölümlerin ve 3 milyon vakada tibbi hatalarin görüldügü bilinmektedir. Medikal tedavi hastalik semptomlarini dikkate alarak belirlenmektedir. Ilaç seçimi yapilirken hastanin genetik ve moleküler altyapisi ve verilen ilaçlarla ne sekilde etkilesecegi konusu çok önem kazanmaktadir.

 

    Farmakogenetik çalismalar dogru ilacin seçimine (tabiatina) büyük ölçüde yardimci olacaktir. Bireyin ilaçlari metabolize etmesi bazi enzimlerin aktivitesine ve çevre sartlarina bagli olarak belirlenir (fenotip). Bu enzimleri kodlayan genlerde meydana gelen mutasyon/polimorfizmler bu aktivitenin azalmasina veya artmasina neden olabilir ve dolayisiyla birey ilaçlari yavas veya hizli metabolize eder duruma gelebilir. 

Ibrahim Hakkari 

Email ItEmail It | Print ItPrint It | CommentsComments (0) | TrackbacksTrackbacks (0) | Flag as offensiveFlag as Offensive